Böbrek Kanseri - KEYTRUDA İlaç İçin Kazandığımız Davanın Sonucu
- Av.Dr. Türker Fatih ÇİÇEK

- 7 gün önce
- 8 dakikada okunur
T.C.
İSTANBUL
. İDARE MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/
KARAR NO : 2026/
DAVACI :
VEKİLİ : AV. TÜRKER FATİH ÇİÇEK
DAVALI : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
VEKİLİ :
DAVANIN ÖZETİ : Davacı tarafından; böbrek kanseri hastası olarak tedavi görmekte iken tedavisinde kullanılmak üzere doktoru tarafından önerilen Pembrolizumab etken maddeli Keytruda isimli ilaca ilişkin giderlerin tedavi süresince kesintisiz olarak davalı idarece karşılanması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Topkapı Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinin bila tarih ve sayılı işleminin; kanser hastası olduğu, doktoru tarafından hatalığının tedavisi için bahse konu ilaçların kullanılmasının önerildiği, ilaçlarının bedelinin çok yüksek olduğu ilaç bedelinin tedavisi süresince karşılanması gerektiği, bunun sosyal devlet ilkesinin bir gereği olduğu, tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali ile tedavisi süresince ödemek zorunda kaldığı ilaç bedellerine karşılık olmak üzere 154.502,00-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ : Usule ilişkin olarak; uyuşmazlıkta yetkili mahkemenin Ankara İdare Mahkemeleri olduğu, ayrıca davanın yasal süresinde açılmadığı, esasa ilişkin olarak ise; ilaç fiyatlarının çok yüksek olması nedeniyle istismarın önlenmesi gerektiği, "Bedeli Ödenecek İlaçlar Listesi"nde (EK-4/A) ticari isimleri ve barkod/karekod numaraları yer almayan ilaçların bedellerinin hiçbir koşulda Kurumca ödenemeyeceği, dava konusu edilen ilacın da bahse konu listede yer almadığından tesis edilen işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul . İdare Mahkemesi'nce, davalı idarenin usule ilişkin itirazı da yerinde bulunmayarak, önceden belirlenerek taraflara bildirilen 23/06/2026 tarihli duruşmaya davacı vekili olarak yetkili kılınan ile davalı idareyi temsilen Av. geldiği görülerek, taraflara usulüne uygun söz verilmek suretiyle tamamlanan duruşma sonrasında, dava dosyası incelenmek suretiyle işin gereği görüşüldü:
Dava; davacı tarafından, böbrek kanseri hastası olarak tedavi görmekte iken tedavisinde kullanılmak üzere doktoru tarafından önerilen Pembrolizumab etken maddeli Keytruda isimli ilaca ilişkin giderlerin tedavi süresince kesintisiz olarak davalı idarece karşılanması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Topkapı Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinin bila tarih ve E-135915026 sayılı işleminin iptali ile tedavisi süresince ödemek zorunda kaldığı ilaç bedellerine karşılık olmak üzere 154.502,00-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde, Devletin nitelikleri sayılmış ve sosyal bir hukuk devleti olduğu vurgulanmış; 5. maddesinde, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak Devletin temel amaç ve görevleri olarak sayılmış; 17. maddesinin 1. fıkrasında, "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."; 56. maddesinin 3. fıkrasında, "Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet verilmesini düzenler."; 4. fıkrasında, "Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir."; 60. maddesinin 1. fıkrasında, "Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir."; 2. fıkrasında, "Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar." 65. maddesinde, "Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir." hükümlerine yer verilmiştir.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nca kabul edilen ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin de tarafı olduğu İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 3. maddesinde, "Yaşamak, hürrüyet ve kişi emniyeti her ferdin hakkıdır."; 22. maddesinde, "Her şahsın, cemiyetin bir şahsı olmak itibariyle, sosyal güvenliğe hakkı vardır; haysiyeti için ve şahsiyetinin serbestçe gelişmesi için zaruri olan ekonomik, sosyal ve kültürel hakların milli gayret ve milletlerarası işbirliği yoluyla ve her devletin teşkilatı ve kaynaklarıyla mütenasip olarak gerçekleştirilmesine hakkı vardır."; 25. maddesinin 1. fıkrasında, "Her şahsın, gerek kendisi gerekse ailesi için, yiyecek, giyim, mesken, tıbbi bakım, gerekli sosyal hizmetler dahil olmak üzere, sağlığı ve refahını temin edecek uygun bir hayat seviyesine ve işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, ihtiyarlık veya geçim imkanlarından iradesi dışında mahrum bırakacak diğer hallerde güvenliğe hakkı vardır." hükümleri yer almaktadır.
Bakanlar Kurulu'nun 10.07.2003 tarih ve 2003/5923 sayılı Kararnamesi ile yürürlüğe giren Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme'nin 9. fıkrasında, bu Sözleşme'ye Taraf Devletlerin, herkese sosyal sigorta da dahil olmak üzere sosyal güvenlik hakkını tanıdığı belirtilmiş; 12. maddesinin 1. fıkrasında; "Bu Sözleşme'ye Taraf Devletler, herkesin, ulaşılabilecek en yüksek fiziksel ve zihinsel sağlık standardına sahip olma hakkını kabul ederler." hükmüne yer verilmiş; 2. fıkrasında, sözleşmeye taraf devletlerin bu hakkın tam olarak kullanılmasını sağlamak için alacakları tedbirler sayılmış; (c) bendinde, salgın; yöresel, mesleki ve diğer hastalıkların önlenmesi, tedavisi ve kontrolü; (d) bendinde ise hastalık durumunda herkese tıbbi hizmet ve tıbbi bakım sağlayacak koşulların yaratılması amacıyla taraf devletlerin gerekli tedbirleri alacakları hükme bağlanmıştır.
1451 sayılı Kanun ile kabul edilen ve 01.04.1974 tarih ve 7-7964 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe giren Sosyal Güvenliğin Asgari Normları Hakkında Sözleşme'nin 7. maddesinde, "Sözleşmenin bu bölümünü tatbik eden her Üye, korunan kimselere sağlık durumları gerektirdiği zaman, bu bölümün aşağıdaki maddelerine uygun olarak, koruyucu mahiyette veya tedavi şeklinde sağlık yardımları yapılmasını teminat altına alır." hükmüne yer verilmiş; aynı bölümde yer alan 10. maddesinde, yardımların en az neler olduğu sayma suretiyle belirtilmiş; bunlar arasında; hastalık halinde; evde yapılacak muayeneler dahil, pratisyen hekimler tarafından yapılacak muayene ve tedaviler; mütehassıs hekimler tarafından hastanelerde yatarak veya ayakta yapılacak muayene ve tedavilerde hastane dışında sağlanabilecek tedaviler sayılmış, maddenin 3. fıkrasında, "Bu madde gereğince yapılacak yardımların, korunan kimsenin sağlığını korumaya, çalışma gücünü iadeye, ve şahsi ihtiyaçlarını karşılayabilme kabiliyetini artırmaya matuftur."; 12. maddesinin 1. fıkrasında; "10. maddede belirtilen yardımlar vakanın devamı süresince sağlanır; ancak, hastalık halinde her vaka için yardım süresi 26 hafta olarak tahdit edilebilir; şu kadar ki, hastalık ödeneği verilmesine devam olunduğu sürece, sağlık yardımları durdurulamaz ve uzun tedaviyi gerektirdiği milli mevzuatla kabul edilen hastalıklarda yukarıda yazılı sürenin uzatılması için hükümler vaz olunur." hükmüne yer verilmiştir.
5013 sayılı Kanun ile kabul edilerek 16.03.2004 tarih ve 2004/7024 sayılı Kararname ile yürürlüğe giren Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi'nin 1. maddesinde, bu Sözleşmenin Taraflarının, tüm insanların haysiyetini ve kimliğini koruyacağı ve biyoloji ve tıbbın uygulanmasında, ayrım yapmadan herkesin, bütünlüğüne ve diğer hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesini güvence altına alacağı; 2. maddesinde, insanın menfaatleri ve refahının, bilim veya toplumun menfaatlerinin üstünde tutulacağı; 3. maddesinde, tarafların, sağlığa duyulan ihtiyaçları ve kullanabilir kaynakları göz önüne alarak, kendi egemenlik alanlarında, uygun nitelikteki sağlık hizmetlerinden adil bir şekilde yararlanılmasını sağlayacak uygun önlemleri alacakları; 4. maddesinde ise araştırma dahil, sağlık alanında herhengi bir müdahalenin, ilgili mesleki yükümlülükleri ve standartlara uygun olarak yapılması gerektiği kurala bağlanmıştır.
663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 27. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde, "Görev alanına giren ürünlerin ruhsatlandırılması, üretimi, depolanması, satışı, ithalatı, ihracatı, piyasaya arzı, dağıtımı, hizmete sunulması, toplatılması ve kullanımları ile ilgili kural ve standartları belirlemek, bu faaliyetleri yürütecek kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere izin vermek, ruhsatlandırmak, denetlemek ve gerektiğinde yaptırım uygulamak, laboratuvar analizlerini yapmak veya yaptırmak" Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 3/k maddesinde, "Koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici hizmetlerde kullanılan ilaç, aşı, serum ve benzeri biyolojik maddelerin üretiminin ve kalitesinin teşvik ve temini esas olup, her türlü müstahzar, terkip, madde, malzeme, farmakopemamülleri, kozmetikler ve bunların üretiminde kullanılan ham ve yardımcı maddelerin ithal, ihraç, üretim, dağıtım ve tüketiminin, amaç dışı kullanılmak suretiyle fizik ve psişik bağımlılık yapan veya yapma ihtimali bulunan madde, ilaç, aşı, serum ve benzeri biyolojik maddeler ile diğer terkiplerin kontrolüne, murakabesine ve bunların yurt içinde ve yurt dışında ücret karşılığı kalite kontrollerini yaptırmaya, özel mevzuata göre ruhsatlandırma izin ve fiyat verme işlerini yürütmeye Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı yetkilidir." hükmü yer almaktadır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 62. maddesinde, "Bu Kanun gereğince genel sağlık sigortasından sağlanacak sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlanmak, genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler için bir hak, Kurum için ise bu hizmet ve hakların finansmanını sağlamak bir yükümlülüktür. Sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan genel sağlık sigortalısı ile bakmakla yükümlü olduğu kişiler yararlandırılır. Bu Kanun kapsamındaki kişilere sağlanacak sağlık hizmetleri ve diğer haklar ile kişilerden alınan primlerin tutarı arasında ilişki kurulamaz."; 63. maddesinde, "Genel sağlık sigortalısının ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlıklı kalmalarını; hastalanmaları halinde sağlıklarını kazanmalarını; iş kazası ile meslek hastalığı, hastalıkve analık sonucu tıbben gerekli görülen sağlık hizmetlerinin karşılanmasını, iş göremezlik hallerinin ortadan kaldırılmasını veya azaltılmasını temin etmek amacıyla Kurumca finansmanı sağlanacak sağlık hizmetleri şunlardır:(...)
b) Kişilerin hastalanmaları halinde ayakta veya yatarak; hekim tarafından yapılacak muayene, hekimin göreceği lüzum üzerine teşhis için gereken klinik muayeneler, laboratuvar tetkik ve tahlilleri ile diğer tanı yöntemleri, konulan teşhise dayalı olarak yapılacak tıbbi müdahale ve tedaviler, hasta takibi ve rehabilitasyon hizmetleri, organ, doku ve kök hücre nakline ve hücre tedavilerine yönelik sağlık hizmetleri, acil sağlık hizmetleri, ilgili kanunları gereğince sağlık meslek mensubu sayılanların hekimlerin kararı üzerine yapacakları tıbbi bakım ve tedaviler. (...)
f) Yukarıdaki bentler gereğince sağlanacak sağlık hizmetleriyle ilgili teşhis ve tedavileri için gerekli olabilecek kan ve kan ürünleri, kemik iliği, aşı, ilaç, ortez, protez, tıbbî araç ve gereç, kişi kullanımına mahsus tıbbî cihaz, tıbbî sarf, iyileştirici nitelikteki tıbbî sarf malzemelerinin sağlanması, takılması, garanti süresi sonrası bakımı, onarılması ve yenilenmesi hizmetleri. (...)" hükümleri bulunmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı tarafından, böbrek kanseri hastası olarak tedavi görmekte iken tedavisinde kullanılmak üzere doktoru tarafından önerilen Pembrolizumab etken maddeli Keytruda isimli ilaca ilişkin giderlerin tedavi süresince kesintisiz olarak davalı idarece karşılanması istemiyle yapılan başvurunun, bahse konu etken maddeli ilacın, Sağlık Uygulama Tebliğinde belirtilen endikasyonlar dahilinde Kurum tarafından bedeli ödenecek ilaçlar arasında yer almadığından bahisle reddine ilişkin tesis edilen İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Topkapı Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinin bila tarih ve E-135915026 sayılı işleminin iptali ile tedavisi süresince ödemek zorunda kaldığı ilaç bedellerine karşılık olmak üzere 154.502,00-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Devletin, herkesin sağlıklı bir yaşam sürdürmesi için gerekli teşkilatı kurmakla, yaşam hakkını sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmakla ve sosyal güvenlik hakkını sağlayacak gerekli tedbirleri almakla görevli olduğu ve bu kapsamda sosyal güvenlik hakkına sahip kişilerin tedavi giderlerinin ödenmesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesi için, içlerinde davalı idarenin de yer aldığı bazı kurum ve kuruluşlara düzenleme yapma yetkisi verdiği anlaşılmaktadır. Ancak söz konusu yetkinin, planlama ve bazı düzenlemelerin yapılması amacıyla kullanılması gerektiği açık olup bu yetkinin veriliş amacı aşılarak ilgililerin sağlık hizmetine ulaşmasının engellenmesi veya ağır bir mali yük altında bırakılması sonucunu doğuracak şekilde uygulanması hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Bakılan uyuşmazlıkta; davacıya böbrek kanseri hastalığı teşhisi konulması üzerine başlanılan tedavi sürecinde tedaviyi yürüten doktorlar tarafından hastalığın hızla ilerlemesini durdurmak amacıyla davaya konu Pembrolizumab etken maddeli Keytruda isimli ilacın kullanımının uygun olacağının belirlendiği, bu durumda, söz konusu hastalığın hızla ilerleyen bir hastalık olduğu, tedavi sürecinde yol haritasının tedaviyi takip eden doktorun/doktorların takdirinde olduğu, dolayısıyla doktorun görüşünün hasta için önem arzettiği, davacının hastalığının Pembrolizumab etken maddeli Keytruda isimli ilaç ile tedavisinin devam eden bir süreç olduğu hususları dikkate alındığında, Anayasa ile güvence altına alınan sağlıklı yaşam hakkı ve sosyal devlet ilkesi karşısında, kullanılmasına yasal bir engel bulunmayan, davacı için hayati öneme sahip ve tedavi süresince davacı tarafından kullanılacak olan söz konusu ilacın bedelinin kesintisiz olarak davalı idare tarafından karşılanması/ödenmesi gerekirken aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan; Mahkememizce yukarıda aktarılan gerekçelerle dava konusu işlemin hukuka aykırılığı saptandığından, Anayasa'nın 125. maddesi hükmü uyarınca, dosyaya sunulan faturalara konu, davacınin tedavisi boyunca kullandığı ve bedelini ödediği ilaç bedelleri toplamı olan toplam 154.502,00-TL'nin de davalı idarece davacıya ödenmesi gerekmektedir.
Açıklanan Nedenlerle;
1- Dava konusu işlemin İPTALİNE,
2- Davacının tazmin isteminin Kabulü ile tedavisi boyunca kullandığı ve kurumca karşılanmayarak bedelini ödediği ilaç bedelleri toplamı olan 154.502,00-TL'nin dava tarihinden (16/02/2026) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ÖDENMESİNE,
3- Aşağıda dökümü yapılan toplam 2.999,00-TL yargılama gideri ile kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4- Artan posta ücretinin talep edilmemesi halinde kararın kesinleşmesinden sonra Mahkememizce re'sen aidiyetlerine göre taraflara iadesine,
5- Kararın tebliğini izleyen günden itibaren (30) gün içerisinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'ne istinaf kanun yolu açık olmak üzere, 23/06/2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye



Yorumlar