Ara

HEKİMLER AÇISINDAN TAKSİRLİ SUÇLAR



Ceza kanununda; hekimleri ilgilendiren suçlar, kusurluluk durumuna göre, kasıtlı suçlar ve taksirli suçlar şeklinde iki ana gruba ayrılmaktadır. Kasıtlı suçlar ve taksirli suçlar


Kasıtlı suçlar; hekimin kişiler üzerinde tedavi niyeti taşımaksızın, direkt olarak öldürmek ya da sağlık durumunu kötüleştirmek amacıyla hareket etmesiyle veya hekimlik uygulamaları dışında kasıtla işlediği suçlardır. Hekimin kasten işlediği suçlarda, diğer kimselerden farklı herhangi cezai bir durumu bulunmamaktadır.


Taksirli suçlar ise hekimin özel bir kasıt olmaksızın tedbirsizlik, dikkatsizlik ve/veya özensizlik gibi kusurlu davranışlarından dolayı istemeden veya olayın gerçekleşmeyeceği düşüncesi sonucu meydana gelen suçlardır. Ülkemizde ve Dünya’da hekimlerin mesleklerini icra ederken en fazla karşılaştıkları suçlar taksirli suçlar olup, kasıtlı suçlar hekimlik mesleğiyle bağdaşmaz. Hekimin mesleğini icra ederken işlediği taksirli suçlar göz önüne alındığında; Anglo-Sakson hukukunu kullanan ABD, İngiltere gibi ülkelerde cezai yaptırım mevcut değilken, Roma hukukunu temel alan hukuk sistemini kullanan ülkelerden biri olan bizim ülkemizde  cezai yaptırım söz konusudur.


Taksir, suçu işleyenin (=fail), öngörülmesi ve önlenebilmesi mümkün bir durumu, öngörmeyerek eylemi gerçekleştirmesi olarak tanımlanabilir. Taksir; TCK (=Türk Ceza Kanunu) 22. maddede tanımlanmıştır. Kanundaki tanımına göre taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesinin (taksirle yaralama, taksirle öldürme, taksirle radyasyon yayma gibi) öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir. Taksirde en temel özellikler gerçekleşen neticenin fail tarafından kesinlikle istenmemesi ve gerçekleşen neticenin öngörülebilir nitelikte olmasıdır. Neticesi istenerek meydana gelen bir suçta kasıttan söz edilmesi gerekirken, neticenin öngörülmesinin mümkün olmadığı durumda ise suç zaten oluşmayacaktır. TCK’ da hekimleri ilgilendiren taksirli hali tanımlanmış iki suç vardır. Taksirle öldürme TCK m.87, taksirle yaralama TCK m.89

  • Madde 85- (1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

  • Madde 89-(1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden    olan  kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

Taksir; bilinçli taksir ve basit taksir olmak üzere iki  başlık altında incelenir. Kişinin öngörebildiği bir neticeyi istememesine karşın neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. (TCK m.22/2.)  Bilinçli taksir, taksirin daha ağır ceza yaptırımına bağlanmış bir şeklidir. Bilinçli taksir,  basit taksir ayrımı failin sonucu öngörebilmesine göre yapılır. Hekimin öngörebildiği veya mutlak şekilde öngörmesi gereken bir sonuca gerekli özeni göstermeyerek, sonucun gerçekleşmeyeceği fikrine kapılması sonucunda sebep olması bilinçli taksir, öngörülebilir nitelikte olan bir sonucu öngörmeyerek sebep olması ise basit  taksir  olarak değerlendirilir.


Bilinçli taksirle ilgili değerlendirmede göz önüne alınması gereken en önemli nokta, kişinin neticeyi öngörmüş olması ile neticenin öngörülebilir olması durumlarının karıştırılmamasıdır. Öngörmek, somut bir duruma ilişkin olup, somut olaydaki tehlikenin varlığının anlaşılabilmesidir. Bu nedenle zararlı sonucun öngörüldüğünün kabul edilmesi için, kişinin genel olarak tehlikeli bir davranışı gerçekleştirdiğinin farkında olması yeterli değildir; kendi davranışının belirli bir kişi veya durum açısından yarattığı somut tehlikeyi zihninde canlandırmış olması gerekir.


Somut bir olayda bilinçli taksirin varlığına hükmedilebilmesi için, neticenin fail tarafından öngörülmüş olduğunun ortaya konulması şarttır. Bununla birlikte, failin neticeyi öngörmek konusundaki bir yükümlülüğünden bahsetmek suretiyle bilinçli taksirin varlığına da hükmedilebilir.


Özetle,  hekimin öngörülebilir nitelikteki sonucu öngörmemesi bilinçsiz taksir, sonucu öngörmüş olarak umursamayarak sebep olması ise bilinçli taksir olarak değerlendirilir.


Örneklendirecek olursak penisilin alerjisi olduğunu ifade eden bir hastaya hekim tarafından, yalnızca önceki tecrübelerine dayanarak, bir şey olmayacağı düşünülerek penisilin uygulanması sonucunda hastanın ölmesi bilinçli taksirdir.  Bu örnekte hastanın alerjisinin bilinir olması, hastanın tıp kurallarına göre enjeksiyon sonrası anafilaksi nedeniyle ölebileceği beklenen bir durumken ve tüm hekimlerin kolayca öngörmesi de bekleneceğinden (öngörme yükümlülüğü), olayı bilinçli taksir durumuna getirir. Olayda hekimin inanmakla yükümlü olduğu, hastanın penisilin alerjisinin olduğuna dair belgenin bulunması halinde ”olası kast” gündeme gelebilir.


Penisilin alerjisi olmayan veya olduğu bilinmeyen bir hastaya, penisilin uygulanması sonucu anafilaksi gelişimi sonucu gerekli önlemler ve şartların sağlanmaması sonucu ölmesi ise bilinçsiz taksirdir. Penisilin uygulaması sonucu anafilaksi gelişebileceği öngörülebilir bir durumdur. Bu nedenle uygulama uygun önlemlerin alındığı yerlerde yapılmalıdır. Vaka bazında anafilaksi çok sık görülmediği için olayda hekim tarafından öngörülememiş ve yeterli önlem alınmamıştır. Bu durum bilinçsiz taksirdir.


Aynı olay için acil serviste ve resüsitasyon şartları olan bir yerde uygulama yapılması halinde ve anafilaksi gelişen hastaya gerekli müdahale de tıp kurallarına uygun olarak yapıldıysa, hekim tıp kurallarına uygun bir tedaviyi özen yükümlülüğüne uygun olarak verdiği için herhangi bir suç oluşmayacaktır.


SON SÖZLER:

Hekimlerin mesleki uygulamalarında en sık karşılaştıkları suçlar taksirli suçlardır. Bu yazımda hekimler açısından taksirli suçlar kısaca tanımlanmıştır. Hekimlerin cezai sorumluluk kapsamında en sık karşılaştığı taksirli suçlar olan ‘’taksirle öldürme’’ ve ‘’taksirle yaralama’’ sonraki yazıların konusu olacaktır.

0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör