Ara

HEKİMİN BELGEDE SAHTECİLİK SUÇU

En son güncellendiği tarih: Mar 24



Hekimler görevlerini yaparlarken çok sayıda resmi belge düzenlemektedirler. Bu belgelerin en çok düzenlenenleri, reçete, ilaç ve malzeme kullanım raporu, sağlık kurulu raporu, iş görmezlik (istirahat) raporu ve sağlık durumunu bildirir rapordur. Bu belgelerden sağlık kurulu raporu sadece kamu hastaneleri tarafından oluşturulan sağlık kurulları tarafından düzenlenebilirken diğerleri tüm hekimler tarafından düzenlenebilmektedir. Bu belgelerin sahte veya usulüne uygun olarak düzenlenmemesi belgede sahtecilik suçunu oluşturmaktadır. Belgede sahtecilik suçu Türk ceza kanunu’nun (TCK) 204 ile 212. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Belgede sahtecilik suçu, görevi ihmal ve kötüye kullanma, taksirle yaralama veya öldürme ile birlikte, hekimlere karşı en çok isnat edilen suçlardandır.


  • TCK m 204- (1) Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır.

Türk ceza kanunu’nda (TCK) belgede sahtecilik suçları, resmi ve özel belge ayrımına dayandırılmıştır TCK 204-206 arası ve 210/1. maddeler resmi belgelerdeki; 207, 208. maddeler özel belgelerdeki sahteciliği suç olarak tanımlamıştır. Bu ayrımla, resmi belgelerin daha yüksek kanıt gücüne sahip olmasından dolayı, resmi belgelerin sahte olarak düzenlenmesi daha yüksek cezai yaptırıma bağlanmıştır.


Hukuk doktrininde resmi belgenin temel unsurları ; a)kamu görevlisi tarafından düzenlenmesi, b)kamu görevlisinin görevi gereği düzenlenmesi, c)belgenin düzenlenmesi belli usul ve şekile bağlanmışsa , bu usul ve şekil kurallarına uyulması, şeklinde açıklanmaktadır. Özel belgeler ise belgelerin resmi belge sayılmasını gerektiren unsurları taşımayan belgeler olarak tanımlanabilir.


Her ne kadar TCK’ nın belgede sahtecilik suçlarını özel ve resmi belge ayrımına dayanarak ikili ayrıma tabi tuttuğundan bahsetmiş olsak ta TCK’da sağlık personelinin işlediği belgede sahtecilik suçları ayrı bir madde olarak tanımlanmıştır. Sağlık personelinin işlediği belgede sahtecilik suçlarını tanımlayan TCK 210/2. Maddesi, ‘’ gerçeğe aykırı belge düzenleyen tabip, diş tabibi, eczacı, ebe, hemşire veya diğer sağlık mesleği mensubu, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Düzenlenen belgenin kişiye haksız bir menfaat sağlaması ya da kamunun veya kişilerin zararına bir sonuç doğurucu nitelik taşıması halinde, resmi belgede sahtecilik hükümlerine göre cezaya hükmolunur.’’ şeklindedir. Bu madde hükümleri gereğince hekimlerin ve diğer sağlık mesleği mensuplarının işlediği belgede sahtecilik suçları, özel veya kamu ayrımı olmaksızın resmi belgede sahtecilik hükümlerine göre değerlendirilecektir. Sağlık mesleği mensuplarının belgede sahteciliğinin cezalandırılmasındaki en önemli ölçüt haksız menfaat ve kişilerin veya kamunun zararı olarak belirlenmiştir. Hekimler tarafından düzenlenen sahte belgenin kamunun veya kişilerin zararına sonuç doğurucu nitelikte olması halinde suç resmi belgede sahtecilik olarak cezalandırılacaktır. Ancak sahte belge kamu zararına yol açmıyorsa veya haksız menfaat doğurucu etkiye sahip değilse çok daha az bir yaptırıma tabi tutulmuştur.


Hekim tarafından düzenlenen belgeler hastanın ihtiyacı olan ilaçların ve malzemenin , sahip olduğu özrün, sağlamlığının veya hastalığının belgesi olmakla birlikte aynı zamanda hastanın muayene edilen yerde hekim tarafından muayene edildiğinin de belgesidir. Bu nedenle, hasta görülmeden, hasta ile ilgili düzenlenen her türlü belge, sahte olarak kabul edilmektedir. TCK dışında, ”1219 sayılı tababet ve şuabatı sanatlarının tarzı icrasına dair Kanun ‘un” 73. Maddesi ’’ Protokol defterlerinde tahrifat yapan ve mugayiri hakikat malumat derceylediği (gerçeğe uygun olmayan bilgi kaydetmek) sabit olan tabipler, diş tabipleri, dişçiler ve ebeler Türk Ceza Kanunu’nun belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümlerine göre cezalandırılır.’’ şeklindedir.


Günümüzde sağlık kuruluşlarının tamamında otomasyon sistemleri kullanılmaktadır. Otomasyon sistemi üzerinden atılan kayıtlar protokol defterlerinin yerini almıştır. Otomasyon sistemleri üzerinden hastaya tanı atamadan, ona reçete veya rapor düzenlemek mümkün değildir. Sistem üzerinden bir hastaya tanı atılarak reçete veya rapor verildiğinde, hastaya bir protokol numarası verilerek ilgili poliklinikte görüldüğü veya muayene edilmiş olduğu kayıt edilmiş olur. Sonuç olarak düzenlenen evraktaki diğer bilgiler doğru olsa bile, hasta poliklinikte görülmeden yapılacak işlemleri 1219 sayılı kanun maddeleri gereğince, belgede sahtecilik suçu hükümlerince değerlendirilecektir

.

Hasta görülmeden veya muayene edilmeden düzenlenecek her türlü belge, içeriği doğru olsa bile belgede sahtecilik suçunu oluşturmasına rağmen, belge içeriği doğru olduğu zaman, bu durum haksız menfaatın olmadığı ve kişilerin veya kamunun zararına yol açmadığı anlamına geleceği için bu suç için, resmi belgede sahtecilik hükümlerine göre değil, TCK 210/2. maddesine göre belirlenen cezaya hükmolunacaktır. (3 aydan 1 yıla).                      Örneklendirecek olursak, İç Hastalıkları Uzmanı hastaya, hastayı polikliniğinde görmeden hastanın yakınlarının talebi ve hastanın ilacı raporlu olarak kullandığı iddiası üzerine, gerçekten de raporlu olan ve hastanın kullandığı tansiyon ilacını reçete etmiş olsun. Düzenlenen reçete, hekim tarafından hastanın hastaneye gelmeden reçetelenmesi nedeniyle sahte bir reçete olacaktır. Bu durumu bilerek reçeteyi düzenleyen hekim de evrakta sahtecilik suçunu işlemiş olacaktır. Ancak, reçetenin içeriğinin doğru olması nedeniyle haksız menfaat veya kamunun zararı söz konusu olmayacaktır. Bu nedenle hekim resmi belgede sahtecilik hükümlerine göre değil (2-5 yıl ), TCK210/2. Maddesinin birinci cümlesine göre cezalandırılacaktır.(3 ay – 1yıl)


Hekimler görevlerini yerine getirirken, hastaneye ve hekime başvuran kişilerin, hasta değilken istirahat raporu veya özürlü raporu, hastalığı varken sağlam raporu, hastaneye gelmemiş yakınları için reçete veya rapor düzenlenmesi talepleriyle rahatsız edici sıklıkla karşılaşmaktadırlar. Hekimin bahsettiğimiz bu taleplerin herhangi birisini, durumu bilerek ve isteyerek karşılaması, belgede sahtecilik şuçunun işlenmesi anlamına gelecektir. Belgede sahtecilik suçunun oluşması için suçun kasten yani bilerek ve isteyerek işlenmesi gerekir. Bu nedenle hekimin teşhis ve kanaatindeki hata sonucu veya kandırılarak düzenlediği gerçeğe uygun olmayan belgeler nedeniyle suç oluşmaz.   


Örneklendirecek olursak; sağlık kuruluna başvurarak Özürlülük ölçütünün belirlenmesini talep eden bir kişi İç hastalıkları polikliniğindeki muayenesinde yanında getirmiş olduğu sahte diabet ve tansiyon ilacı kullanım raporlarını, üzerinde tahrifat yapılmak suretiyle değiştirilen tetkik sonuçlarını göstererek hipertansiyon ve diabet hastalığı olduğuna dair yalan beyanlarda da bulunarak hekimi kandırmış olsun. Hekimin gayet inandırıcı olan bu durum karşısında kişinin diabet ve hipertansiyon hastalıklarına sahip olduğuna kanaat getirmesinin ardından sonuç olarak bu hastalıkların da yeraldığı sağlık kurulu raporu düzenlenmiş olsun. Bu durumda sağlık kurulu tarafından verilen özürlülük ölçütüne dair rapor sahte belge niteliğinde olacaktır. Ancak poliklinikte kişiyi muayene eden hekim ve sağlık kurulu bu işlemi iradeleri dışında kandırılarak yaptığı için belgede sahtecilik suçunu işlemiş olmayacaktır. Bu sahte raporun ortaya çıkması durumunda sahte belge ve yalan beyanlarıyla hekimi kandıran kişi cezalandırılacaktır. Kişi hekimi kandırmak için kullandığı sahte belge niteliğindeki tetkik ve rapor evrakları için resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılacaktır. Ayrıca resmi belge düzenleyen kamu görevlisine yalan beyanda bulunmak ta TCK da ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. TCK ‘nın 206. maddesi ”Bir resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır” şeklindedir.


Hekimin sahtecilik suçu hekimlik mesleğinin icrası açısından çok büyük önem arzetmektedir. 1219 sayılı kanunun 28. Maddesi gereğince evrakta sahtecilik suçundan ceza alıp cezası kesinleşen bir hekimin hekimlik mesleğini icra etmesi mümkün değildir. Bu nedenle hekimin mesleğini sürdürebilmesi için bu suçtan ceza almaması gerekmektedir. Bu nedenle evrakta sahtecilik suçlamasıyla Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan Ceza yargılamalarında, hekimin yargılamaya neden olan reçete veya raporun hastanın görülmeden ve usulüne uygun olmayan şekilde düzenlendiğinin sabit olduğu durumlarda, işlenen suçun evrakta sahtecilik değil, görevi kötüye kullanma suçu kapsamında kaldığına dair savunma yapması faydalı olacaktır. Bu savunmayı destekleyecek ''hatıra binaen hasta görülmeden düzenlenen reçetelerin'' görevi kötüye kullanma suçu kapsamında kaldığına dair birden fazla Yargıtay ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı mevcuttur. ''Görevi kötüye kullanma'' hekimlerin mesleğini icrasına engel olmayan genellikle erteleme hükümlerinin uygulanabildiği bir suçtur.


1219 Sayılı Kanun Madde 28 – (Değişik: 23/1/2008-5728/25 md.) (1)

  • Hekimlik mesleğinin icrası için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle ya da devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (…) (1) zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından hapis cezasına mahkûm olmamak gerekir.

  • İcrayı sanat etmesine mani ve gayrıkabili şifa bir marazı aklı ile malul olduğu bilmuayene tebeyyün eden tabipler, Sağlık Bakanlığının teklifi ve Sağlık Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla icrayı sanattan menolunur ve diplomaları geri alınır.


SON SÖZLER

Ülkemizdeki hekimlerin Ağır Ceza Mahkemelerinde yargılanmasına en sık neden olan suçlama evrakta sahtecilik suçlamasıdır. Evrakta sahtecilik suçu 1219 sayılı kanunun 28. Maddesi gereği hekimlik mesleğinin icrasına engeldir. Bu nedenle hekimler açışından çok ciddi bir sorundur.


Bu nedenle hekim arkadaşlarıma tavsiyelerim

1-Mümkünse hastayı görmeden reçete veya rapor düzenlemekten kaçınmaları

2-Kaçınmanın mümkün olmadığı ve soruşturma açıldığı durumlarda ilk ifadelerinde sahtecilik suçu işleme kastlarının olmadığına dair uygun ifade vermeleri,

3-Reçete veya raporun usule uygun olmadığının sabit olduğu durumlarda Yargıtay Kararları ile desteklenerek işlenen suçun evrakta sahtecilik değil, görevi kötüye kullanma suçu kapsamında kaldığına dair savunma yapılmasıdır.


Avukat Türker Fatih ÇİÇEK


0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör