TIBBİ UYGULAMA HATASINA İLİŞKİN DAVALAR

Tıp ve hukuk bilimi açısından son zamanlarda oldukça sık karşılasılan kavramlardan birisi malpraktis kavramıdır. Malpraktis sözlük anlamı olarak belli bir işi özen göstermeme veya bilgi ve tecrübe eksikliğine bağlı olarak yanlış ve hatalı yapmaktır. Malpraktis her meslek grubuna mensup bireylerin karşılaşabileceği bir durumken, malpraktisin tüm dünyada toplum tarafından tıpta yanlış tedavi ve uygulama olarak algılanması ilgi çekicidir.

Tıbbi uygulama hatasının en çok kullanılan tanımı Dünya Tabibler Birliği’nin 1992 yılındaki 44. Genel kurulunda yapılan tanımdır. Bu tanıma göre tıbbi uygulama hatası ”hekimin tedavi sırasında standart uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya tedavi vermemesi ile oluşan zarar” dır.

Hekimler tıbbi uygulama hatalarından dolayı temel olarak üç hukuk disiplini kapsamında sorumludurlar: Cezai sorumluluk, Hukuki (Tazminat) sorumluluk ve Disiplin sorumluluğu. Hekimlerin üç farklı hukuk disiplininde sorumlu olmalarından dolayı Tıbbi uygulama hatası meydana geldikten sonra karmaşık bir süreç başlar. 3 farklı koldan ilerleyen süreç sağlık personelinde ve davacıda kafa karışıklığı yaratabilmektedir.

Tıbbı uygulama hatasına ilişkin olarak temel olarak 5 farklı dava (soruşturma) durumu ortaya çıkabilir.

  1. Sağlık personelinin taksirle yaralama, taksirle öldürme veya görevi ihmal suçlamalarıyla hapis cezası istemiyle yargılandığı ceza davaları,

  2. Kamuda çalışanlar için idarenin , özelde çalışanlar için tabip odasının yürüttüğü disiplin soruşturması,

  3. Tazminat istemiyle kamuda çalışanlar için idare mahkemesinde, özelde çalışanlar için hukuk mahkemelerinde açılan tazminat davaları

  4. Tazminat davalarının  sonuçlanmasıyla idarenin veya özel hastanenin sağlık personeli aleyhine açtığı rücu davaları

  5. Sağlık personelinin rücu davası veya tazminat davasında haksız çıkması sonucu tazminatı ödemesine rağmen sorumluluk sigortasının ödemeden kaçınması gibi durumlarda sigorta şirketine açmak zorunda kalacağı alacak davası

Sayılan tüm dava süreçlerinin yargılama usulleri birbirinden farklı olup oldukça teknik davalardır. Muhakemeler sırasında genellikle Adli Tıp Kurumundan kusurun varlığıyla ilişkili rapor, idarenin atadığı soruşturmacının raporu, hesap bilirkişisi raporu, rücu öncesi idarenin atadığı soruşturmacıdan rapor,  rücu davalarında kusur oranıyla ilgili bilirkişi raporu, sigortayla olacak anlaşmazlıklarda sigorta bilirkişisi raporu alınmaktadır.

Tıbbi uygulama hatasına dayalı davalarda, davaların teknik davalar olması nedeniyle, sürecin yönetiminde özellikle bilirkişilik süreçlerinde aktif olarak sürece müdahil olmak olumlu sonuçlar vermektedir. Sürecin yönetiminde pasif davranmanın olumsuz sonuç oranını arttırdığı gerçektir. Davaların temelini tıbbi bilirkişi incelemesinin oluşturması  sebebiyle Tıbbi Uygulama Hatasına bağlı talepler içeren davaların tüm süreçlerinde sağlık personelinin avukatla işbirliği içerisinde çalışması gerekmektedir.

Proudly created by Türker Fatih ÇİÇEK