top of page

Pankreas Kanseri - KEYTRUDA İlaç İçin Kazandığımız Davanın Sonucu

T.C.

ANTALYA

. İDARE MAHKEMESİ


ESAS NO : 2025/

KARAR NO : 2026/



DAVACILAR :

VEKİLİ : AV. TÜRKER FATİH ÇİÇEK

DAVALI : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

VEKİLİ :


DAVANIN ÖZETİ : Davacı tarafından, "Pankreas Malign Neoplazmı" tanılı hastalığının tedavisinde kullanılan "Pembrolizumab" etken maddeli ve "Keytruda" isimli ilacın tedavi süresi boyunca Kurum tarafından kesinti yapılmaksızın ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddedilmesine ilişkin Antalya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi'nin tarih ve sayılı işleminin; hukuka aykırı olduğu, görevli mahkemenin İdare Mahkemesi olduğu, hastalığın geldiği aşama itibariyle alternatif ilaç bulunmadığı, ilaç bedelinin ödenmemesinin Avrupa İnsan Hakları Bildirgesine ve Anayasaya aykırı olduğu, hem sağlık hem de yaşama hakkı ve sosyal devlet ilkesi bakımından ilaç bedelinin teminatsız ve kesinti yapılmaksızın karşılanması gerektiği iddialarıyla iptali istenilmektedir.


SAVUNMANIN ÖZETİ : Usule ilişkin olarak; davanın yetki, görev, derdestlik, husumet ve hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiği, esasa ilişkin olarak ise; davacının hastalığının tedavisinde kullanılan "Pembrolizumab" etken maddeli ve "Keytruda" isimli ilacın Bedeli Ödenecek İlaçlar Listesine girdiği ve 26.07.2025 tarihi itibariyle belirli şartlarda bedelinin karşılanmaya başlandığı, "Enfortumab Vedotin" etken maddeli ve "Padcev" isimli ilaç ise Geri Ödeme Listelerinde ve Sağlık Uygulama Tebliğinde bulunmadığından bedelinin karşılanmadığı, adı geçen etken maddeli ilaçlar dışında aynı hastalığın tedavisinde SGK Sağlık Uygulama Tebliğinde karşılanmasına izin verilen muadil ya da muadil olmayan ancak aynı hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçların faydası bulunmadığı yönünde rapor bulunmadığı, hastalığın başka bir ilaçla tedavisinin mümkün olup olmadığı, sadece adı geçen ilaçların kullanılmasıyla hastalığın tedavisinin mümkün olacağına ve kullanılmasında tıbbi zorunluluk bulunduğuna dair sağlık kurulu raporu, reçete vb. bulunmadığı, mevcut belgelerin talebe konu ilacın yaşamsal gerekliliği veya tedavide kullanımının tıbbi zorunluluğunu ortaya koyan nitelikte bulunmadığı, salt endikasyon dışı kullanım onayının varlığı ilacın hasta üzerinde kullanımı için yeterli olmadığı, davacı tarafından "tedavisi devam ettiği sürece kesinti yapılmaksızın" isteminde bulunulmasının 2577 sayılı kanunun 2. ve 3. maddesi hükümlerine aykırı olduğu, dava konusu işlemin yasal mevzuat çerçevesinde tesis edildiği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.


TÜRK MİLLETİ ADINA


Karar veren Antalya 1. İdare Mahkemesi'nce duruşma için önceden belirlenerek taraflara duyurulan 18.05.2026 tarihinde yapılan duruşmaya davacı vekili Av. Aleyna Zeynep Öztürk'ün, davalı idareyi temsilen Av. Cennet Doğanay Mete'nin geldiği görülerek taraflara usulüne uygun olarak söz verilip açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:

Davalı idarenin cevap dilekçesinde ileri sürülmüş olan görev itirazının şablon ifadelere yer verilmek suretiyle yapıldığı, (hangi yargı merciinin görevli olduğuna ve hukuki gerekçelerine ilişkin bir açıklama yapılmamış olması) dikkate alındığında, davalı idarece yapılan görev itirazı karşılanmayarak ve usule ilişkin diğer itirazları da yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi.

Dava, davacı tarafından "Pankreas Malign Neoplazmı" tanılı hastalığının tedavisinde kullanılan "Pembrolizumab" etken maddeli ve "Keytruda" isimli ilacın tedavi süresi boyunca Kurum tarafından kesinti yapılmaksızın ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddedilmesine ilişkin Antalya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi'nin tarih ve sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nca kabul edilen ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin de tarafı olduğu İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 3. maddesinde, "Yaşamak, hürrüyet ve kişi emniyeti her ferdin hakkıdır."; 22. maddesinde, "Her şahsın, cemiyetin bir şahsı olmak itibariyle, sosyal güvenliğe hakkı vardır; haysiyeti için ve şahsiyetinin serbestçe gelişmesi için zaruri olan ekonomik, sosyal ve kültürel hakların milli gayret ve milletlerarası işbirliği yoluyla ve her devletin teşkilatı ve kaynaklarıyla mütenasip olarak gerçekleştirilmesine hakkı vardır."; 25. maddesinin 1. fıkrasında, "Her şahsın, gerek kendisi gerekse ailesi için, yiyecek, giyim, mesken, tıbbi bakım, gerekli sosyal hizmetler dahil olmak üzere, sağlığı ve refahını temin edecek uygun bir hayat seviyesine ve işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, ihtiyarlık veya geçim imkanlarından iradesi dışında mahrum bırakacak diğer hallerde güvenliğe hakkı vardır." hükümleri yer almaktadır.


Bakanlar Kurulu'nun 10.07.2003 tarih ve 2003/5923 sayılı Kararnamesi ile yürürlüğe giren Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme'nin 9. fıkrasında, bu Sözleşme'ye Taraf Devletlerin, herkese sosyal sigorta da dahil olmak üzere sosyal güvenlik hakkını tanıdığı belirtilmiş; 12. maddesinin 1. fıkrasında; "Bu Sözleşme'ye Taraf Devletler, herkesin, ulaşılabilecek en yüksek fiziksel ve zihinsel sağlık standardına sahip olma hakkını kabul ederler." hükmüne yer verilmiş; 2. fıkrasında, sözleşmeye taraf devletlerin bu hakkın tam olarak kullanılmasını sağlamak için alacakları tedbirler sayılmış; (c) bendinde, salgın; yöresel, mesleki ve diğer hastalıkların önlenmesi, tedavisi ve kontrolü; (d) bendinde ise hastalık durumunda herkese tıbbi hizmet ve tıbbi bakım sağlayacak koşulların yaratılması amacıyla taraf devletlerin gerekli tedbirleri alacakları hükme bağlanmıştır.

1451 sayılı Kanun ile kabul edilen ve 01.04.1974 tarih ve 7-7964 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe giren Sosyal Güvenliğin Asgari Normları Hakkında Sözleşme'nin 7. maddesinde, "Sözleşmenin bu bölümünü tatbik eden her Üye, korunan kimselere sağlık durumları gerektirdiği zaman, bu bölümün aşağıdaki maddelerine uygun olarak, koruyucu mahiyette veya tedavi şeklinde sağlık yardımları yapılmasını teminat altına alır." hükmüne yer verilmiş; aynı bölümde yer alan 10. maddesinde, yardımların en az neler olduğu sayma suretiyle belirtilmiş; bunlar arasında; hastalık halinde; evde yapılacak muayeneler dahil, pratisyen hekimler tarafından yapılacak muayene ve tedaviler; mütehassıs hekimler tarafından hastanelerde yatarak veya ayakta yapılacak muayene ve tedavilerde hastane dışında sağlanabilecek tedaviler sayılmış, maddenin 3. fıkrasında, "Bu madde gereğince yapılacak yardımların, korunan kimsenin sağlığını korumaya, çalışma gücünü iadeye, ve şahsi ihtiyaçlarını karşılayabilme kabiliyetini artırmaya matuftur."; 12. maddesinin 1. fıkrasında; "10. maddede belirtilen yardımlar vakanın devamı süresince sağlanır; ancak, hastalık halinde her vaka için yardım süresi 26 hafta olarak tahdit edilebilir; şu kadar ki, hastalık ödeneği verilmesine devam olunduğu sürece, sağlık yardımları durdurulamaz ve uzun tedaviyi gerektirdiği milli mevzuatla kabul edilen hastalıklarda yukarıda yazılı sürenin uzatılması için hükümler vaz olunur." hükmüne yer verilmiştir.

5013 sayılı Kanun ile kabul edilerek 16.03.2004 tarih ve 2004/7024 sayılı Kararname ile yürürlüğe giren Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi'nin 1. maddesinde, bu Sözleşmenin Taraflarının, tüm insanların haysiyetini ve kimliğini koruyacağı ve biyoloji ve tıbbın uygulanmasında, ayrım yapmadan herkesin, bütünlüğüne ve diğer hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesini güvence altına alacağı; 2. maddesinde, insanın menfaatleri ve refahının, bilim veya toplumun menfaatlerinin üstünde tutulacağı; 3. maddesinde, tarafların, sağlığa duyulan ihtiyaçları ve kullanabilir kaynakları göz önüne alarak, kendi egemenlik alanlarında, uygun nitelikteki sağlık hizmetlerinden adil bir şekilde yararlanılmasını sağlayacak uygun önlemleri alacakları; 4. maddesinde ise araştırma dahil, sağlık alanında herhengi bir müdahalenin, ilgili mesleki yükümlülükleri ve standartlara uygun olarak yapılması gerektiği kurala bağlanmıştır.


Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde, Devletin nitelikleri sayılmış ve sosyal bir hukuk devleti olduğu vurgulanmış; 5. maddesinde, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak Devletin temel amaç ve görevleri olarak sayılmış; 17. maddesinin 1. fıkrasında, "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."; 56. maddesinin 3. fıkrasında, "Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet verilmesini düzenler."; 4. fıkrasında, "Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir."; 60. maddesinin 1. fıkrasında, "Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir."; 2. fıkrasında, "Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar." 65. maddesinde, "Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir." hükümlerine yer verilmiştir.

663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 27. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde, "Görev alanına giren ürünlerin ruhsatlandırılması, üretimi, depolanması, satışı, ithalatı, ihracatı, piyasaya arzı, dağıtımı, hizmete sunulması, toplatılması ve kullanımları ile ilgili kural ve standartları belirlemek, bu faaliyetleri yürütecek kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere izin vermek, ruhsatlandırmak, denetlemek ve gerektiğinde yaptırım uygulamak, laboratuvar analizlerini yapmak veya yaptırmak" Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.

3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 3/k maddesinde, "Koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici hizmetlerde kullanılan ilaç, aşı, serum ve benzeri biyolojik maddelerin üretiminin ve kalitesinin teşvik ve temini esas olup, her türlü müstahzar, terkip, madde, malzeme, farmakopemamülleri, kozmetikler ve bunların üretiminde kullanılan ham ve yardımcı maddelerin ithal, ihraç, üretim, dağıtım ve tüketiminin, amaç dışı kullanılmak suretiyle fizik ve psişik bağımlılık yapan veya yapma ihtimali bulunan madde, ilaç, aşı, serum ve benzeri biyolojik maddeler ile diğer terkiplerin kontrolüne, murakabesine ve bunların yurt içinde ve yurt dışında ücret karşılığı kalite kontrollerini yaptırmaya, özel mevzuata göre ruhsatlandırma izin ve fiyat verme işlerini yürütmeye Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı yetkilidir." hükmü yer almaktadır.


5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 62. maddesinde, "Bu Kanun gereğince genel sağlık sigortasından sağlanacak sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlanmak, genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler için bir hak, Kurum için ise bu hizmet ve hakların finansmanını sağlamak bir yükümlülüktür. Sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan genel sağlık sigortalısı ile bakmakla yükümlü olduğu kişiler yararlandırılır. Bu Kanun kapsamındaki kişilere sağlanacak sağlık hizmetleri ve diğer haklar ile kişilerden alınan primlerin tutarı arasında ilişki kurulamaz."; 63. maddesinde, "Genel sağlık sigortalısının ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlıklı kalmalarını; hastalanmaları halinde sağlıklarını kazanmalarını; iş kazası ile meslek hastalığı, hastalık ve analık sonucu tıbben gerekli görülen sağlık hizmetlerinin karşılanmasını, iş göremezlik hallerinin ortadan kaldırılmasını veya azaltılmasını temin etmek amacıyla Kurumca finansmanı sağlanacak sağlık hizmetleri şunlardır:(...)

b) Kişilerin hastalanmaları halinde ayakta veya yatarak; hekim tarafından yapılacak muayene, hekimin göreceği lüzum üzerine teşhis için gereken klinik muayeneler, laboratuvar tetkik ve tahlilleri ile diğer tanı yöntemleri, konulan teşhise dayalı olarak yapılacak tıbbi müdahale ve tedaviler, hasta takibi ve rehabilitasyon hizmetleri, organ, doku ve kök hücre nakline ve hücre tedavilerine yönelik sağlık hizmetleri, acil sağlık hizmetleri, ilgili kanunları gereğince sağlık meslek mensubu sayılanların hekimlerin kararı üzerine yapacakları tıbbi bakım ve tedaviler. (...)

f) Yukarıdaki bentler gereğince sağlanacak sağlık hizmetleriyle ilgili teşhis ve tedavileri için gerekli olabilecek kan ve kan ürünleri, kemik iliği, aşı, ilaç, ortez, protez, tıbbî araç ve gereç, kişi kullanımına mahsus tıbbî cihaz, tıbbî sarf, iyileştirici nitelikteki tıbbî sarf malzemelerinin sağlanması, takılması, garanti süresi sonrası bakımı, onarılması ve yenilenmesi hizmetleri. (...)" hükümleri bulunmaktadır.

Yukarıda ayrıntılarına yer verilen düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden; tüm yurttaşların yaşama haklarının, devlet güvencesi ve onun pozitif yükümlülüğü kapsamı içinde koruma altında olduğu anlaşılmaktadır. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen "yaşama hakkı" yalnızca yaşamını sürdürmek anlamında değil "sağlıklı yaşama hakkı"na sahip olmak anlamındadır. Kişilerin sağlıklı olma hakkı bir kamusal korumaya tabi olduklarını ortaya koymaktadır.

Nitekim Anayasa Mahkemesi'nin 16/10/1996 tarih ve E:1996/17, K:1996/38 sayılı kararında; "Kişinin yaşama hakkı, maddi ve manevi varlığını koruma hakkı, birbiriyle sıkı bağlantıları olan, devredilemez, vazgeçilemez temel haklardandır. Bu haklara karşı olan her türlü engelin ortadan kaldırılması da devlete ödev olarak verilmiştir. Güçsüzleri güçlüler karşısında koruyacak olan devlet, gerçek eşitliği sağlayacak, toplumsal dengeyi koruyacak, böylece gerçek hukuk devleti niteliğine ulaşacaktır." gerekçesine yer verilmek suretiyle yaşam hakkının, dolayısıyla sağlık hakkının önemi vurgulanmıştır.


Dava dosyasının incelenmesinden; "Pankreas Malign Neoplazmı" hastalığı tanısı konularak bu konuda tedavi görmekte olan davacı tarafından, tedavisinde kullanılmak üzere doktoru tarafından önerilen "Pembrolizumab" etken maddeli ve "Keytruda" isimli ilacın bedelinin tedavisi boyunca kesintisiz olarak karşılanması talebiyle yapılan başvurunun reddedilmesine ilişkin Antalya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 01.12.2025 tarih ve E-37366155-622.01-130900399 sayılı işleminin iptali istemiyle davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Devletin, herkesin sağlıklı bir yaşam sürdürmesi için gerekli teşkilatı kurmakla, yaşam hakkını sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmakla ve sosyal güvenlik hakkını sağlayacak gerekli tedbirleri almakla görevli olduğu ve bu kapsamda sosyal güvenlik hakkına sahip kişilerin tedavi giderlerinin ödenmesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesi için, içlerinde davalı idarenin de yer aldığı bazı kurum ve kuruluşlara düzenleme yapma yetkisi verildiği anlaşılmaktadır. Ancak söz konusu yetkinin, planlama ve bazı düzenlemelerin yapılması amacıyla kullanılması gerektiği açık olup; yetkinin veriliş amacı aşılarak, ilgililerin sağlık hizmetine ulaşmasının engellenmesi veya ağır bir mali yük altında bırakılması sonucunu doğuracak şekilde uygulanması hukuken mümkün bulunmamaktadır.

Somut olayda; kanser hastası olan davacının tedavisini üstlenen hekim tarafından önerilen "Pembrolizumab" etken maddeli ilacın davacının tedavisinde kullanılmasının uygun bulunduğu, dolayısıyla davacının anılan ilacın teminine yönelik isteminin yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca idarece yerine getirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Bu durumda, 5510 sayılı Kanun kapsamında genel sağlık sigortasından sağlanacak sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlanmanın sigortalı ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler için bir hak olduğu, bu hizmet ve hakların finansmanını sağlamanın davalı idarenin yükümlülüğünde bulunduğu, kanser hastası olan davacının hastalığının tedavisinde kullanılması için uygun görülen "Pembrolizumab" etken maddeli ilacın, tedavi sürecinin bir parçası olduğu, davacının hastalığı da göz önüne alındığında yaşamsal öneminin bulunduğu gözetildiğinde, sözü edilen ilaç bedelinin ödenmemesinin, 5434 sayılı Yasa kapsamında tedavi yardımından yararlanan davacının sağlıklı yaşam hakkı ve sosyal devlet ilkesi ile bağdaşmayacağı sonucuna ulaşılmakla, davacının tedavisinde kullanılmak üzere doktoru tarafından önerilen "Pembrolizumab" etken maddeli ilacın bedelinin kesintisiz olarak davalı idare tarafından karşılanması/ödenmesi gerekirken aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.


Açıklanan nedenlerle;

1-Dava konusu işlemin iptaline,

2-Aşağıda dökümü yapılan 2.483,20-TL yargılama giderinin davalı idare tarafından davacıya verilmesine, davalı idare tarafından ödenen 430,00-TL posta giderinin ise davalı idare üzerinde bırakılmasına,

3-Artan posta avansının talep edilmemesi halinde kararın kesinleşmesinden sonra Mahkememizce re'sen ilgisine göre taraflara iadesine,

4-Kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalı idare tarafından davacıya verilmesine,

5-İşbu kararın taraflara tebliğine,

6-Kararın tebliğini izleyen günden itibaren otuz (30) gün içerisinde Antalya Bölge İdare Mahkemesi'ne istinaf yolu açık olmak üzere, 18/05/2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Başkan Üye Üye

Yorumlar


Altayçeşme Mah.  Çamlı Sk. DAP Royal Center  D Blok K:13 D:50 Maltepe/İSTANBUL

TEL:   0(216) 629 80 93 (Büro)
          0(552) 730 84 96 (Mobil)

bottom of page