Akciğer Kanseri - Tecentriq İlaç İçin Kazandığımız Davanın Sonucu
- Av.Dr. Türker Fatih ÇİÇEK
- 16 saat önce
- 8 dakikada okunur
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
İSTANBUL
. İŞ MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/
KARAR NO : 2026/
HAKİM :
KATİP :
DAVACI MÜTEVEFFA :
DAVACI MİRASÇILARI :
VEKİLLERİ : Av. TÜRKER FATİH ÇİÇEK
DAVALI : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI -
VEKİLİ :
DAVA : İş (Kurum İşleminin İptali İstemli)
DAVA TARİHİ : 23/12/2021
KARAR TARİHİ : 20/01/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 21/01/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan İş (Kurum İşleminin İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davacının, bel ağrısı şikayeti üzerine hastaneye başvurduğunu ancak kendisine yapılan testlerde sol akciğerde kitle görülmesi üzerine "Akciğer Kanseri" tanısı konulduğunu, en kısa zamanda immunoterapi tedavisi uygulanmasının planlandığını, müvekkilinin marker, mr pet ct ile takipte olduğunu, hastalığın seyrine doğru doktorunun önerdiği zamanlarda TECENTRİQ tedavisi almasının planlandığını, 21 gün arayla 1 kere 1200 mg'lık kür şeklinde ilacın verileceğini, ilacın kullanımı için endikasyon dışı kullanım İzni alındığını, ancak müvekkilinin bu ilacı karşılamasında ekonomik gücü bulunmadığını, bu hususta SGK'ya başvuruda bulunduklarını, ancak SGK tarafından taleplerinin reddedildiğini, yaşam hakkının Anayasal bir hak olduğunu, beyanla; dava konusu TECENTRİQ (Atezolizumab) isimli ilaç bedelinin SGK tarafından karşılanması ve müvekkili tarafından ilacın temini için şimdiye kadar ödenmek zorunda kalınan 18.316,47-TL'nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Yargılama süreci devam ederken, davacı 'nun 03.09.2022 tarihinde vefat ettiği, davacı vekilinin veraset ilamı ile mirasçılara ait vekaletnameleri ibraz ettiği, bu şekilde usulü işlemler tamamlanarak, davaya, yasal mirasçının devam ettiği anlaşılmıştır.
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararında, tedbirin açık ve somut olarak hangi sebebe ve delillere dayandığının belirtilmediğini, bu kapsamda, Sağlık Bakanlığı'na müzekkere yazılıp dava konusu ilacın kullanımının Kurumca uygun görülüp görülmediği hususu sorulmadan tedbir kararı verilmesinin yasaya aykırı olduğunu; esas açısında ise, müvekkil Kurumca yapılan işlemin usul ve yasaya ve SUT hükümlerine uygun olduğunu, beyanla; davanın reddini talep etmiştir.
Davanın konusunun, davacının rahatsızlığı sebebiyle, vefat tarihine kadar Atezolizumab etken maddeli TECENTRİQ isimli ilacı kullanması ve bedelinin Kurum tarafından karşılanması ve yine, daha önce ödemesi yapılan 18.316,47-TL'nin de iadesi, taleplerine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'na, Şişli Sosyal Güvenlik Merkezi'ne, Sirkeci Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi'ne, Özel Liv Hospital Ulus Hastanesi'ne, Yeditepe Üniversitesi Hastanesi'ne ve Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne yazılan müzekkerelere cevap verildiği, istenilen bilgi ve belgelerin yazı eklerinde gönderildiği görülmüştür.
Mahkememizce alınan 05/06/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; "...Davacı hasta tarafından kullanılan ve kurumca karşılanması talep edilen “Atezolizumab” etken maddeli TECENTRİG 1200 mg./20 mi. inf. Çözelti isimli ilacın bedelinin endikasyon dışı için süresince davalı kurumca kesintisiz karşılanması gerektiği, Aksi yöndeki davalı Kurumun 16.12.2021 tarihli, E-93775919-100-37012532 sayılı işleminin iptalinin mümkün olduğu, Davacı hastanın kendi imkânları ile almış olduğu ilacın 1 doz fatura bedeli olan 18.316,47-TL'nin davalı Kurumca kesintisiz karşılanması gerektiği, sonuç ve kanaatlerine ulaşıldığı," şeklinde, tıbbi / teknik mütalaada bulunulduğu görülmüştür.
Mahkememizce verilen, 20/12/2022 tarih ve 2021/320 Esas - 2022/526 Karar sayılı, "Davanın Kabulüne" dair kararın, istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi'nin 15.05.2025 tarih ve 2023/1701 Esas - 2025/934 Karar sayılı ilamıyla ve "...Mahkemece, her ne kadar rapor alınmak suretiyle karar verilmiş ise de alınan rapor içeriğine göre ilacın sürekli olarak daha etkin ve daha yararlı olduğunun ve kullanılmasının tıbben zorunlu bulunduğunun yöntemince belirlenmediği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, davacıya ait tüm tedavi (özellikle durum bildirir raporları) evrakları eksiksiz celp edilmeli, dava konusu ilaca ilişkin Faz 3 çalışmalarına, hasta grubu ve hekim verilip verilmediğinin Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumundan sorularak, hasta grubu verilmişse buna ilişkin varsa çalışma raporlarının, ayrıca üretici firmanın yurt içi temsilcisinden ilaca ilişkin tüm faz çalışmalarının getirtilmesine karar verilmeli, davacıda, bu ilacın kullanılması ve etkin olması için kanser hücresi üzerinde bulunan PD-L1 seviyesinin pozitif olması gerektiği anlaşılmakta olup hastaya genetik test uygulanıp akıllı kanser ilacına uyumlu olup olmadığı araştırması yapılıp yapılmadığı, genetik test yapılıp ilaç kullanılmış ise ruhsatında belirtilen şartlara uygun kullanılıp kullanılmadığı araştırılmalı, bu yöntemin (ilacın) tüm kanser türlerinde işe yarayıp yaramadığı, kanser hücrelerinin, bağışıklık sisteminden gizlenmek için bu kontrol noktasından başka hücresel mekanizmalarının bulunup bulunmadığı, bulunması durumunda bu ilacın ne kadar etkin olacağı belirlenmeli, hastadaki kanserin evresi ve türü belirlenerek, hastaya teşhis konulduğunda kanserin hangi organları etkilediği, geleneksel tedavi yöntemleri uygulanıp uygulanmadığı (cerrahi bir müdahale, kemoterapi, radyo terapi vs. görüp görmediği) doğrudan bu tedavinin mi uygulandığı, tedbir kapsamında veya hasta tarafından temin edilen ilacın kullanılmasında sonra yapılan pet çekiminde ne kadarlık bir fayda sağladığı (mevcuttan daha iyi mi daha mı kötüye gittiği) ne kadarlık bir tümörde küçülme olduğu, bu faydanın hasta için sürekli ve daha etkin bir fayda sağlayıp sağlamadığı, geçici bir fayda sağlıyorsa ne kadar süre sağladığı, (hasta tarafından ilaç kullanılmamış ise emsal hastalardaki verilerin gözetilmesini), kısa süreli fayda sağlıyor ise hasta için hayati önemi haiz olup olmadığı tespit edilmeli, mevcut ilacın onay süreci öncesi yapılan faz-3 çalışmaları, onay sonrası varsa faz-4 çalışmaları ve diğer araştırmalarda, etkinlik düzeyi yönünde yapılan bilimsel araştırmalar sonucu elde edilen veriler de gözetilmek suretiyle her kanser türünde etkin olup olmadığı, bu ilacın bağışıklık sisteminin güçlendirmesine yönelik olup tedavide tek ajan olarak yalnızca bu ilaç kullanılacaksa, tek başına bu tedavide ne kadar başarı sağlayacağı, tek ajan olarak geleneksel yöntemlerden etkin olup olmayacağı belirlenmeli, ilacın hedefe yönelik mi yoksa tüm vücuda dağılacak şekilde mi uygulandığı, ilaç hedefe yönelik uygulanıyorsa tüm vücuda metastaz yapmış (davacı yönünden evresi ve türü gözetilerek) kanser hastalarında etkinliğinin ne kadar olabileceği ve ne kadarlık doz kullanması gerektiği, şayet ilaç tüm vücuda yayılacak şekilde kullanılıyor ise ilacın onay öncesi faz-3 çalışmaları ve onay ve kullanım sonrası varsa faz-4 çalışmalarından elde edilen bulgular gözetilerek yan etkilerinin olup olmadığı, bu yan etkilerinin neler olabileceği, yan etkilerinin gelişmesi veya ilacın etkin olmaması nedeniyle hastalığın ilerlemesi durumunda ilacın kullanılmasının sona erdirilip erdirilmeyeceği ortaya konulmalı, Ülkemizde hastalığın tedavisi için altın standart olarak, kemoterapi, radyoterapi vs. ilaç ve tekniklerin uygulandığı, mevcut ilacın ise daha etkin ve yararlı olduğu iddia edilmekte olup davacı hastaya ait tedavi evrakları ve durum bildirir rapor içerikleri de gözetilerek, öncelikle Kurum tarafından bedeli ödenen ilaçların hastanın hayatını idame etmesine yönelik asgari düzeyde tedavinin karşılanıp karşılanmadığı belirlenmeli, şayet karşılanmıyor ise dava konusu ilacın sürekli mi yoksa geçici mi bir fayda sağladığı, geçici bir fayda sağlıyorsa ne kadar süre bu faydanın sağlandığı tespit edilmeli, Kurum tarafından bedeli ödenen ilaçların, hastanın hayatını idame etmesine yönelik asgari düzeyde tedavinin karşılanıp karşılanmadığı, ilaca ilişkin bütün faz çalışmalarının tamamlanıp tamamlanmadığı, hastalığın tedavisinde hayati önemi haiz ve kullanılmasının zorunlu olup olmadığının, dolayısıyla kullanılmasının tıbben ve fennen hastanın iyileşmesine (tam iyileşme aranmaksızın mevcut durumdan sürekli olarak daha iyi hale gelmesi) katkıda bulunup bulunmayacağının en önemlisi dava konusu ilacın sürekli olarak daha etkin ve daha yararlı olduğunun tıbbi yöntemlerle belirlenerek karar verilmelidir. Bu bağlamda hastalığın uzmanlık alanı olan üniversitelerin tıbbi onkoloji anabilim dalı başkanlığından en az 3 kişilik bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre değerlendirme yapılmalıdır, karar verilirken, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, mevcut tedavi yöntemlerine göre ilacın yan etkilerinin az olması, kısa süreli fayda sağlaması, mevcudun kontrol altında tutulması, yaşam kalitesinin artırılması gibi vs. şeklinde faydasının bulunması durumunda idarenin, kendisine tanınan yasal sınırlar dahilinde her zaman ilaçları SUT kapsamına alabileceği gözetilerek, talebe konu ilaç / ilaçların yargı yolu ile ödenebilmesi için, ilacın tıbben ve fennen zorunlu, hayati önemi haiz ve özellikle kısa süreli etkinliğin ötesinde sürekli olarak etkin ve yararlı olması ile birlikte bütün faz çalışmalarını tamamlanmış, tıbbi otoritelerce kabul görmüş bir ilaç olması ve davalı Kurumun kabul edilebilir itiraz ve çekincelerinin bulunmaması halinde mümkün bulunduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olmuştur. Belirtilen nedenlerle davalı kurum vekilinin istinaf isteminin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, gerekçe bölümünde belirtilen şekilde eksiklikler giderilerek yargılama yapıldıktan sonra karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve buna dair ...hüküm fıkrası tesis kılınmıştır.
.." şeklindeki gerekçeleri ile kaldırıldığı ve dosyanın, Mahkememizin yeni esasına (2025/267) kaydedildiği anlaşılmıştır.
Bam kaldırma kararı sonrasında dosyanın incelenmesinde; Bam kaldırma kararı gereğince, eksik belgelerin temini açısından, Topkapı Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi'ne, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'na ve Süreyyapaşa Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi'ne yazılan müzekkerelere cevap verildiği ve istenilen tüm bilgi ve belgelerin gönderildiği; keza, kaldırma kararı gereği üniversiteden onkoloji raporunun da alındığı görülmüştür.
Bam kaldırma kararı içeriği gereğince, Mahkememizce alınan, 26.09.2025 tarihli, Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi onkoloji heyet raporunda, özetle ve sonuç olarak; "...T.C. İstanbul 36. İş Mahkemesi'nin 18.08.2025 tarih ve 2025 1267 Esas Sayılı yazılan ve Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı'nın 08.09,2025 tarih ve 619532 sayllı görevlendirme yazıları ile hakkında rapor düzenlenmesi istenen (34390098286) ile ilgili olarak elde edilen bilgi ve bulgulara göre; 'nda Metastatik küçük hücreli Ac. Ca saptandığı. Hastalığının tanısı ve hastalığının mevcut durumu dikkate alındığında cisplatin+ etoposid ile birlikte tecentriq kullanımının uygun oIduğu. Endikasyon dışı onayı bulunduğu kayıtlıdır. Tecentriq (atezolizumab) kulanılmasının bilinen ve hastaya uygulanmış mevcut tedavi yöntemlerine, ulusal ve uluslararası tedavi protokollerine göre daha etkin ve daha yararlı olabileceği, hastalığının mevcut durumunda tedavi ile hastanın sağlığına kavuşmasl ve hastalığının iyileşmesine veya yaşam uyumuna katkıda bulunabileceği, tedavi doz ve süresinin hastanın mevcut durumuna göre müdavi hekimince değerlendirilmesinin uygun olacağı, hastanın sağ kalım silrecine etkisinin bulunabileceği kanaatini bildirir rapordur." şeklinde tıbbi ve teknik mütalaada bulunulduğu görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı, Bam kaldırma kararı öncesi ve sonrası Mahkememizce toplanan deliller ve alınan katkı payı hesabını da içerir, bilirkişi heyet raporu ile onkoloji heyet raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, SGK'nın sağlık güvencesinden faydalandığı, celbedilen tıbbi belgelerden anlaşıldığı üzere, dava açıldıktan sonra 03.09.2022 tarihinde vefat eden davacı , süreç içerisinde devam eden "Akciğer Kanseri" rahatsızlığının tedavisinde kullanılmak üzerine, doktoru tarafından, dava konusu Atezolizumab etken maddeli TECENTRİQ isimli ilacın raporlandığı ve bu raporlama işleminin, Sağlık Bakanlığı tarafından onaylandığı görülmüştür. İlaç bedellerinin ödenmesi için davacı tarafından, 14/12/2021 tarihinde, davalı Kuruma talepte bulunulmuş ise de, bu talep, davalı kurum tarafından, 16.12.2021 tarihinde, bahse konu ilacın "Bedeli Ödenecek İlaçlar Listesi"nde yer almadığından bahisle reddedilmiştir. Bu ihtilaf sebebiyle görülen davada yapılan yargılamada toplanan deliller, aldırılan ve katkı payı hesabını da içeren, 05/06/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile, Bam kaldırma kararı sonrasında alınan, 26.09.2025 tarihli, Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi onkoloji heyet raporu ve diğer tıbbi deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının, devam eden hastalığının tedavisi için söz konusu ilacı kullanmakta tıbbi yararı bulunduğu ve ayrıca, davacı hastanın kanser hastası olması sebebiyle, kullandığı ilacın ve hastalık tanısının Sağlık Uygulama Tebliği'nin Ek 4D listesinde yer aldığından, katılım payı ve ilave ek ödemeden muaf olduğu hususu da dikkate alınarak, tedavi süresince, (en son gelen Kurum yazısı içeriğine gereği, mevcut nizanın devam ettiği olgusuna göre) davalı Kurum tarafından ilaç bedellerinin karşılanmasının ve bu talebin reddine yönelik kurum işleminin iptalinin gerektiği; yine, katkı payı hesabını da içeren, 05/06/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporu içeriği dikkate alındığında, davacı müteveffanın, rahatsızlığı sebebiyle tıbben kullanılması gereken dava konusu ilaç için, dava açılmadan önce yapmak zorunda kaldığı 18.316,47-TL'lik ödemenin de, davalı kurumdan tahsilinin gerektiği, kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile; davacı müteveffa (Vefat Tarihi: 03.09.2022) tedavisinde kullanılan Atezolizumab etken maddeli TECENTRİQ isimli ilacı rahatsızlığı boyunca kullanmasına ve bedelinin davalı Kurum tarafından tam ve kesintisiz bir şekilde karşılanmasına,
Buna ilişkin Kurum red işleminin iptaline, davacı tarafından daha önce ödemesi yapılan ve faturalarda gösterilen toplam 18.316,47-TL'nin, davalıdan alınarak davacı mirasçılara verilmesine, tedbir kararı üzerine ödenen ilaç bedelinin de davalı SGK üzerinde bırakılmasına,
2-Davalı SGK harçtan muaf olduğundan kurum aleyhine harç yükletilmesine yer olmadığına, davacı müteveffa tarafından yatırılan peşin harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı mirasçılara iadesine,
3-Davacı müteveffa mirasçıları kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, davanın tespit niteliğine göre, AAÜT'ye göre takdir edilen 45.000,00-TL vekalet ücretinin, davalı kurumdan alınarak davacı mirasçılara verilmesine,
4-Davacı müteveffa ve davacı miraşçılar tarafından yapılan ve Uyap sisteminde teferruatı gözüken, harç hariç, 12.020,00-TL yargılama giderinin, davalı kurumdan alınarak davacı mirasçılara verilmesine,
5-Davalı kurum tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair; davacı mirasçılar vekili yüzüne karşı, davalı SGK vekilinin yokluğunda, tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup anlatıldı. 20/01/2026
Katip Hakim
e-imzalıdır e-imzalıdır








Yorumlar