Sahte Rapor Düzenleme Suçu (evrakta sahtecilik)
- Av.Dr. Türker Fatih ÇİÇEK

- 1 gün önce
- 4 dakikada okunur

Bir hasta yakını “hocam ilaç zaten raporlu” dedi. Yoğunluk içinde hastayı görmeden reçete düzenlediniz veya ilaç raporunu sistem üzerinden yenilediniz.
Aylar sonra hakkınızda “evrakta sahtecilik” suçlamasıyla ceza soruşturması açıldığını öğrendiniz.
Bu senaryo, özellikle hasta görmeden ilaç raporu düzenleme ve reçete yazma işlemleri nedeniyle hekimler açısından en sık karşılaşılan ceza soruşturmalarından biridir.
Peki gerçekten:
Hasta görmeden reçete yazmak suç mu?
Hasta görmeden ilaç raporu düzenlemek evrakta sahtecilik midir?
Hangi durumda TCK 204, hangi durumda TCK 257 uygulanır?
Hekimlerin günlük pratiklerinde düzenledikleri reçete, ilaç raporu, istirahat raporu ve sağlık kurulu raporları hukuken "resmi belge" niteliğindedir. Ancak "hatıra binaen" veya "hasta yakınını kırmamak için" atılan bir imza, hekimin kendisini bir anda Ağır Ceza Mahkemesi’nde bulmasına neden olabilir
.
Hasta Görmeden İlaç Raporu ve Reçete Düzenlemek Suç mu? | Evrakta Sahtecilik
Hastayı bizzat muayene etmeden;
ilaç raporu düzenlenmesi
reçete yazılması
sistem üzerinden tanı girilmesi
otomasyon kaydı oluşturulması
durumlarında, belge içeriği doğru olsa bile “resmi belge düzenleme süreci” hukuken sorunlu hale gelebilir. Hastanın fiilen muayene edilmediğinin anlaşıldığı durumlarda, bu durum soruşturmanın temel delili olarak değerlendirilir.
Hekimler Hakkında Evrakta Sahtecilik ve “Sahte Rapor” Soruşturmaları Nasıl Başlar?
Kişisel tecrübeme göre hekimlere yönelik evrakta sahtecilik soruşturmaları çoğu zaman doğrudan hekim hedef alınarak başlamaz. Uygulamada süreç genellikle bir uyuşmazlık veya şikayet zinciri üzerinden ilerler. En sık görülen örnekler şunlardır:
Bir çalışanın işyerine karşı ''sahte istirahat raporu'' aldığı iddiasıyla işveren tarafından SGK’ya şikayet yapılması
Bir hasta yakınının veya akrabanın, ''sahte engellilik raporu'' düzenlendiği şüphesiyle idari başvuru yapması
Eczacı ile hasta arasında çıkan uyuşmazlık nedeniyle ilaç raporu ve reçete kullanımının incelenmesi
“Haksız rapor kullanımı” iddiasıyla SGK denetim sürecinin başlatılması
Çalıştığı kurumun, devamsızlık veya performans gerekçesiyle doktor hakkında ''sahte rapor şikayeti'' yapması
Bu tür şikayetler sonrasında SGK denetimleri veya müfettiş incelemeleri başlar ve süreç şu şekilde ilerler:
Reçete veya raporun düzenlendiği tarihte hastanın muayene edilip edilmediği incelenir.
Hastane bilgi yönetim sistemi (HBYS) kayıtları ve log verileri kontrol edilir.
Hastanın o tarihte sağlık kuruluşunda bulunup bulunmadığı araştırılır.
Fiilen muayene olmadığı tespit edilirse dosya hekime yönlendirilir.
Bu aşamadan sonra hekim, çoğu zaman “sahte sağlık raporu düzenleyen kamu görevlisi” veya “evrakta sahtecilik şüphelisi” sıfatıyla ceza soruşturması kapsamına alınır.
Soruşturmanın En Kritik Aşaması: Hekimin İlk İfadesi
Bu tür dosyalarda en belirleyici aşama, ceza soruşturmasının başındaki ilk ifade sürecidir. Çünkü evrakta sahtecilik, TCK 210/2 veya TCK 257 kapsamında yürütülen soruşturmalarda savcılık değerlendirmesi büyük ölçüde şu sorulara dayanır:
Hekim işlemi bilerek ve isteyerek mi yaptı?
Hastayı görmeden işlem yapıldığını kabul ediyor mu?
İşlemin amacı neydi?
Menfaat veya sistematik bir uygulama var mı?
Bu nedenle hekim tarafından kolluk veya savcılık aşamasında verilen ilk beyan, dosyanın hukuki niteliğini doğrudan etkileyebilir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken en önemli husus şudur: Masum görünen bazı ifadeler dahi, ceza hukuku bakımından kastın varlığına işaret eden delil olarak değerlendirilebilir.
Örneğin;
“Yoğunluk nedeniyle sistemden yeniledim”
“Hastayı görmeden işlem yaptım ama devam tedavisiydi”
“Hatıra binaen yazdım”
gibi açıklamalar, ilk bakışta iyi niyetli veya rutin işlem açıklaması gibi görünse de, soruşturma makamları tarafından bilerek ve isteyerek gerçeğe aykırı işlem yapıldığına dair bir kabul şeklinde yorumlanabilir. Bu nedenle bu tür ifadeler, sanılanın aksine “kurtarıcı” değil; dosyanın hukuki niteliğini ağırlaştırabilecek şekilde kast unsurunu destekleyen beyanlar haline gelebilir.
Evrakta Sahtecilik Suçu Ne Zaman Oluşur? Kast Unsuru
Evrakta sahtecilik suçunun oluşabilmesi için hekimin gerçeğe aykırı belge düzenlediğini bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekir. Bu nedenle:
hastanın yanıltması
yanlış bilgi verilmesi
sistemsel hata
tıbbi kanaat hatası durumlarında suçun manevi unsuru oluşmaz.
TCK 204 – TCK 210/2 – TCK 257 Ayrımı
TCK 204 – Resmi Belgede Sahtecilik
2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası
Ağır ceza mahkemesi yargılaması
Meslek icrasına doğrudan etki eden mahkumiyet riski
TCK 210/2 – Sağlık Mensuplarına İlişkin Düzenleme
3 ay ile 1 yıl arasında hapis cezası
Gerçeğe aykırı sağlık belgesi düzenlenmesi
Uygulamada menfaat ve kamu zararı değerlendirmesi önemlidir.
TCK 257 – Görevi Kötüye Kullanma Yargıtay kararlarında özellikle; hatıra binaen reçete düzenlenmesi, yoğunluk nedeniyle eksik muayene yapılması, menfaat ve kamu zararı bulunmayan işlemler çoğu durumda sahtecilik değil, görevi kötüye kullanma kapsamında değerlendirilmektedir.
İlaç Raporu ve Reçetede En Kritik Unsur: Kast
Evrakta sahtecilik suçunun oluşabilmesi için hekimin gerçeğe aykırı belge düzenlediğini bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekir. Bu nedenle:
hasta tarafından yanıltılma
sistem hatası
yoğunluk nedeniyle eksik muayene
tıbbi değerlendirme hatası durumlarında sahtecilik suçu oluşmayabilir.
Hekimler Açısından En Riskli Durumlar
Hasta görmeden ilaç raporu yenilenmesi
Hasta yakını beyanına dayanarak rapor verilmesi
Sistem üzerinden gerçeğe aykırı kayıt oluşturulması
Hukuki Değerlendirmede Belirleyici Nokta
Dosyanın temel sorusu şudur: Bu işlem sahtecilik kastı ile mi yapılmıştır? Kamu zararı ve haksız menfaat var mıdır? Bu sorunun cevabına göre fiil:
Suç yok (beraat)
TCK 204 (evrakta sahtecilik)
TCK 210/2 (sağlık mensubu özel düzenleme)
TCK 257 (görevi kötüye kullanma) olarak nitelendirilmektedir.
Sonuç
Hasta görmeden ilaç raporu ve reçete düzenlenmesi, hekimler açısından en sık ceza soruşturmalarına konu olan alanlardan biridir. Ancak her usulsüzlük otomatik olarak evrakta sahtecilik anlamına gelmez. Ceza sorumluluğu; kast, delil durumu ve somut olayın niteliğine göre değişmektedir. Aynı fiil, yanlış nitelendirme ile ağır ceza mahkumiyetine, doğru savunma ile daha hafif bir suça dönüşebilir.
Bu nedenle süreç, en başından itibaren doğru hukuki çerçevede yönetilmelidir ve her dosya teknik hukuk değerlendirmesi ile ayrı ayrı ele alınmalıdır.
Av. Dr. Türker Fatih ÇİÇEK
Avukat / İç Hastalıkları Uzman Hekimi
*Konuyla ilgili destek almak için iletişim numaralarımızdan bize ulaşabilirsiniz.



Yorumlar