top of page

4. Evre Küçük Hücreli Akciğer Kanseri KEYTRUDA İlaç İçin Kazandığımız Davanın Sonucu

TÜRK MİLLETİ ADINA


T.C.

İZMİR

. İŞ MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR


ESAS NO : 2025/

KARAR NO : 2026/


HAKİM :

KATİP :


MÜTEVEFFA DAVACI :

MİRASÇILAR :

VEKİLLERİ : Av. TÜRKER FATİH ÇİÇEK

DAVALI : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

VEKİLLERİ :

DAVA : İş (Kurum İşleminin İptali İstemli)

DAVA TARİHİ : 05/01/2022

KARAR TARİHİ : 14/05/2026

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 12/06/2026


Mahkememizde görülmekte bulunan İş (Kurum İşleminin İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,


GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:


D A V A :

Davacı vekili dava dilekçesinde, özetle; Davacı 2021 yılının Ekim ayında 1 aydır geçmeyen öksürük şikayetiyle Çeşme Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları polikliniğine başvurduğunu, burada çekilen tomografide sol akciğerde kitle saptandığını, yapılan PET tetkikinde sol akciğerde 5 cm, sürrenal bezde ise 1.5cm lik kitle saptanarak evre 4 akciğer kanseri tanısının konulduğunu, 19.11.2021 tarihinde bronkoskopi ile biyopsi alındığını, biyopsi sonucunun Evre 4 akciğer küçük hücreli dışı adenokarsinom tanısının doğrulandığını, klasik kemoterapiye başlandığını, 5 kür kemoterapiye rağmen bir gelişmenin olmadığını, davacıya 29.12.2021 tarihinde son çare olarak PEMBROLİZUMAB (KEYTRUDA) ile kombine edilerek verilmesinin planlandığını, KEYTRUDA ticari isimli PEMBROLİZUMAB etken maddeli ilacın kullanımı TTİCK onayına tabi olup SGK tarafından ödenmediğini, davacıya halen marker, MR PET CT ile takipte olup 6 ay süre ile 21 gün aralıklarla klasik kemoterapi ve PEMBROLİZUMAB (KEYTRUDA) kombinasyonu tedavisi verilmesi planlandığını, davacıya 29.12.2021 tarihinden itibaren klasik kemoterapi ve PEMBROLİZUMAB (KEYTRUDA) kombinasyonu tedavisine başlanması planlandığını, ancak ekonomik nedenlerle davacının ilacı temin edemediğini, onkoloğun reçetelendirmesi ile 200 mg temin edilerek 21 gün arayla 200 mg (1 kere) verilecek olduğunu, 03.01.2022 tarihinde Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından endikasyon dışı kullanım izninin verilmesi hasta için verilen ilacın tıbbi olarak uygunluğunun ispatı niteliğinde olduğunu, 29.12.2021 tarihinde davacının hayatını sürdürebilmesi için elzem olan KEYTRUDA ticari isimli ilacın geri ödenmesinin yapılması için davacı tarafından SGK’ya başvuruda bulunulduğunu, SGK’nın tarihli sayılı kararıyla reddedildiğini, bu nedenle kararın iptalini sağlamak için bu davanın açılmasının hasıl olduğunu, sonuç olarak SGK’nın ilacın geri ödenmesinin yapılmasının reddine dair kararının tedbiren durdurulmasını ve tedavi sonuna kadar KEYTRUDA (Pembrolizumab) ticari isimli ilacın ilaç bedellerinin tamamının davalı SGK Başkanlığı tarafından herhangi bir kesinti yapılmaksızın karşılanmasını arz ve talep etmiştir.

C E V A P :

Davalı SGK Başkanlığı vekili; bedeli karşılanabilecek ilaçlar konusunda Sağlık Uygulama Tebliği hükümleri gözetilerek inceleme yapılması gerektiğini; ilacın bedelinin karşılanması mümkün olmadığından, Kurum işleminin mevzuat hükümlerine uygun olduğunu beyanla, davanın reddi gereğini savunmuştur.

Mahkememizin 16/06/2025 tarihli kararının Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/ 2025/ Karar sayılı kararıyla bozulmasına karar verildiği, dosyanın iş bu esasa kaydının yapıldığı görüldü.

GEREKÇE : Dava; davacı murisin hastalığı nedeniyle kullandığı PEMBROLİZUMAB (KEYTRUDA) isimli ilacın, davacının tedavisi süresince davalı Kurum tarafından karşılanması talebinin reddine dair Kurum işleminin iptaline ilişkindir.

T.C. Anayasası'nın 2. maddesinde; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin "sosyal hukuk devleti" olduğu belirtilmiş, "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17/1. maddesinde; "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.", "Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması" başlıklı 56. maddesinde; Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler. Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir. Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.", "Sosyal güvenlik hakkı" başlıklı 60. maddesinde ise; "Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar." hükümlerine yer verilmiştir.

Öte yandan, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Hak ve Özgürlükler" başlıklı 1. bölümünün "Yaşam hakkı" başlıklı 2. maddesinin birinci bendi de "Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur." hükmünü içermektedir.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 63. maddesinde, genel sağlık sigortalısının ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlıklı kalmalarını; hastalanmaları halinde sağlıklarını kazanmalarını; iş kazası ile meslek hastalığı, hastalık ve analık sonucu tıbben gerekli görülen sağlık hizmetlerinin karşılanmasını, iş göremezlik hallerinin ortadan kaldırılmasını veya azaltılmasını temin etmek amacıyla Kurumca finansmanı sağlanacak sağlık hizmetleri sayılmış; anılan maddenin (f) bendinde Kurum’un, “…sağlanacak sağlık hizmetleriyle ilgili teşhis ve tedavileri için gerekli olabilecek kan ve kan ürünleri, kemik iliği, aşı, ilaç, ortez, protez, tıbbî araç ve gereç, kişi kullanımına mahsus tıbbî cihaz, tıbbî sarf, iyileştirici nitelikteki tıbbî sarf malzemelerinin sağlanması, takılması, garanti süresi sonrası bakımı, onarılması ve yenilenmesi hizmetleri…” sağlayacağı, değişik 2. fıkrasında, Kurum, finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile (f) bendinde belirtilen sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usul ve esaslarını Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak belirlemeye yetkilidir. Ancak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının görüşünün alınması (f) bendinde belirtilen ortez, protez ve diğer iyileştirici nitelikteki araç ve gereçlerin miktarını, standartlarını, sağlanmasını, uygulanmasını, kullanma sürelerini ve garanti süresi sonrası bakım, onarım ve yenilenmesi hususlarını kapsar. Kurum, bu amaçla komisyonlar kurabilir, ulusal ve uluslararası tüzel kişilerle işbirliği yapabilir. Komisyonların çalışma usul ve esasları Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Kurumca belirleneceği belirtilmiştir. Anılan Kanunun 64. maddesinin uyuşmazlık konusu dönemdeki düzenlemesine göre; Kurumca finansmanı sağlanmayacak sağlık hizmetlerinin, vücut bütünlüğünü sağlamak amacıyla yapılan ve iş kazası ile meslek hastalığına, kazaya, hastalıklara veya konjenital nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan durumlarda yapılacak sağlık hizmetleri dışında estetik amaçlı yapılan her türlü sağlık hizmeti ile estetik amaçlı ortodontik diş tedavileri; Geleneksel, tamamlayıcı, alternatif tıp uygulamaları ve Sağlık Bakanlığınca izin veya ruhsat verilmeyen sağlık hizmetleri ile Sağlık Bakanlığınca tıbben sağlık hizmeti olduğu kabul edilmeyen sağlık hizmetleri, yabancı ülke vatandaşlarının, genel sağlık sigortalısı veya genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi sayıldığı tarihten önce mevcut olan kronik hastalıkları olduğu belirtilmiştir. Aynı şekilde 72. maddesinde 65 inci madde gereği ödenecek gündelik, yol, yatak ve yemek giderlerinin Kurumca ödenecek bedellerini belirlemeye Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu yetkilidir. Komisyon, tıp eğitimini, hizmet basamağını, alt yapı ve kaynak kullanımı ile maliyet unsurlarını dikkate alarak sağlık hizmeti sunucularını fiyatlandırmaya esas olmak üzere ayrı ayrı sınıflandırabilir. Komisyon, 63 üncü madde hükümlerine göre finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin Kurumca ödenecek bedellerini; sağlık hizmetinin sunulduğu il ve basamak, Devletin doğrudan veya dolaylı olarak sağlamış olduğu sübvansiyonlar, sağlık hizmetinin niteliği itibarıyla hayati öneme sahip olup olmaması, kanıta dayalı tıp uygulamaları, maliyet-etkililik ölçütleri ve genel sağlık sigortası bütçesi dikkate alınmak suretiyle, her sınıf için tek tek veya gruplandırarak belirlemeye yetkili olduğu belirtilmiştir.

Somut olayda; davacıya ait tüm tedavi evraklarının celp edildiği ve uyuşmazlığın çözümü amacıyla mahkememizce HMK'nın 266'ıncı maddesine göre yöntemince oluşturulan bilirkişi kurulundan, somut uyuşmazlığın özellikleri, hastalığın seyri ve tedavi sürecine göre açıklayıcı (somutlaştırıcı) rapor alındığı; hastalığın bulunduğu evreye göre, davaya konu ilaçla yapılacak tedavinin, Kurumca finansmanı sağlanan tedavi yöntemlerine göre daha etkin ve yararlı olduğunun bilirkişi kurulunca belirlendiği, ilacın kullanılmasına karar verilen tarihte bu ilacın hastaya uygulanmasıyla umulan yararın (iyileşme, yaşam süresinin uzatılması vd.) belirli ölçülerde gerçekleştiği ve tedaviye katkısının bulunduğu, sonuç olarak davaya konu ilacın hastalığın tedavisinde kullanılmasının yararlı olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.



HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davanın KABULÜ ile; TC kimlik numaralı müteveffa davacı rahatsızlığının tedavisi süresince PEMBROLİZUMAB etken maddeli KEYTRUDA isimli ilacın bedelinin kesintisiz şekilde davalı SGK tarafından karşılanmasına, aksine kurum işleminin iptaline,

2-Davalı Kurum harçtan muaf olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan peşin ve başvuru harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde mirasçılara iadesine,

3-Müteveffa davacı tarafından karşılanan 1.830-TL'nin davalıdan alınarak mirasçılara verilmesine,

4-Mirasçı tarafından yapılan 4.657,20-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak mirasçılara verilmesine,

5-Mirasçıların kendilerini vekille temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücreti tarifesine göre belirlenen 45.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak mirasçılara verilmesine,

6-Davalı tarafından karşılanan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

7-6100 sayılı HMK'nın 333 maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde davacıya iadesine,

Dair; 6100 Sayılı Yasanın 345 ve 7036 Sayılı Yasanın 7/3-4 fıkraları uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/05/2026


Katip Hakim


 
 
 

Yorumlar


Altayçeşme Mah.  Çamlı Sk. DAP Royal Center  D Blok K:13 D:50 Maltepe/İSTANBUL

TEL:   0(216) 629 80 93 (Büro)
          0(552) 730 84 96 (Mobil)

bottom of page