Ara

HEKİMLERİN SORUMLULUKLARI

En son güncellendiği tarih: 18 Ara 2020



GİRİŞ

Sorumluluk; “bir kimsenin üstüne aldığı, yapmak zorunda olduğu veya yaptığı bir iş için hesap verme gerekliliği içinde olduğu durum” olarak tanımlanır. Hekimlik doğası gereği sorumlulukların oldukça fazla olduğu bir meslektir. Hekim, mesleki uygulamalarındaki hatalarından (= tıbbi uygulama hatası) dolayı hukuken sorumludur. Ancak ülkemizde tıbbi uygulama hatası (malpraktis) durumlarında kullanılacak özel bir kanun bulunmamaktadır. Bu sorumluluk çeşitli kanun ve yönetmelikler içerisinde vurgulanmak suretiyle tanımlanmaktadır . Tıbbi uygulama hatasının tanımı; ilk kez Dünya Tabipler Birliği’nin 1992 yılındaki 44. genel kurulunda yapılmıştır. Bu tanıma göre, hekimin tedavi sırasında standart uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya gerekli tedaviyi vermemesi nedeni ile oluşan zarar tıbbi uygulama hatasıdır. Bu yazıda hekimlerin tıbbi uygulama hatası gerçekleştikten sonraki sorumlulukları incelenecek olup, “tıbbi uygulama hatası” ve “doğru tıbbi uygulama” nasıl yapılır konuları başka yazı başlığı olarak ayrıca gözden geçirilecektir.

Hekimler tıbbi uygulama hatalarından dolayı temel olarak üç hukuk disiplini kapsamında sorumludurlar: Cezai sorumluluk, Hukuki (Tazminat) sorumluluk ve Disiplin sorumluluğu. Örneğin; omurga cerrahisi sırasında uygulama hatası yaparak hastasının yürüme yeteneğini kaybetmesine neden olan bir beyin cerrahının ceza hukuku bakımından taksirle yaralama suçu nedeniyle cezai sorumluluğu, borçlar hukuku bakımından hastada oluşan bedensel zararın maddi ve manevi olarak tazmini sorumluluğu söz konusu olacaktır. Ayrıca hatalı tıbbi müdahale dolayısıyla meslek örgütlerinin (Tabip Odaları) ve memur olan hekimler açısından da idarenin uyguladığı disiplin yaptırımları da gündeme gelecektir. Hatalı tıbbi müdahale durumunda bu sorumluluk türlerinden sadece birinin, birden fazlasının veya tümünün yaptırımlarının uygulanması mümkündür.

Hekimlerin sorumlulukları. Basit şema


HEKİMLERİN CEZAİ SORUMLULUĞU

Cezai sorumluluk; Kişinin TCK’da (=Türk Ceza Kanunu) suç olarak tanımlanmış eylemden dolayı, ilgili kanun maddesinin yaptırımıyla, cezalandırılması şeklinde tanımlanabilir. Hekimlerin cezai sorumluluğu ise hekimin tıp mesleğini icra ederken, bu mesleğin icrası dolayısıyla, işlemiş olabileceği suçlardan doğan sorumluluğunu ifade eder. Anglosakson hukuk sisteminin uygulandığı ABD ve İngiltere gibi ülkelerde tıbbi uygulama hataları tazminat hukuku çerçevesinde, hasta hekim ve sağlık kuruluşu arasında çözülürken, ülkemiz gibi Roma hukukunu temel alan hukuk sistemini kullanan ülkelerde tıbbi ihmal durumlarında hekime karşı devlet otoritesi tarafından kriminal bir suçlama getirilir. Bu suçlamadaki temel amaç toplum tarafından konulan kurallara uyulmasının sağlanmasıdır. Hekimin yaptığı tıbbi uygulama hatası, aynı zamanda TCK’da suç olarak tanımlanmış eylemlerden birisini de içeriyorsa hekimin cezai sorumluluğu gündeme gelecektir. Anglosakson hukuk sisteminin uygulandığı ülkelerde hekimin, kasıtlı fiilleri dışında, mesleki uygulamalarından dolayı cezai sorumluluğu yoktur.


Hekimin mesleki uygulamalarından dolayı TCK kapsamında en çok karşılaştığı suçlar; taksirle öldürme ve taksirle yaralama, evrakta sahtecilik ve görevi ihmal suçlarıdır. Taksirli suçlar, kasıt olmaksızın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, suçun kanunda tanımlanan neticesine (ölüm, yaralanma) sebep olunan suçlardır.


Ceza yargılaması, savcılığın olayı soruşturması sonrası hekim aleyhine kamu davası açılması ve ilgili ceza mahkemesinin suçu kovuşturması sonrası hüküm kurmasıyla sonuçlanan bir süreçtir. Ceza yargılamasının yaptırımı hapis cezası veya para cezasıdır.


HEKİMLERİN TAZMİNAT SORUMLULUĞU

Hekimler, mesleki uygulamalarıyla hastalarının zarar görmesine sebep olurlarsa bu zararı tazminle mükelleftirler. Bu sorumluluk borçlar kanunundan kaynaklanır. Türk Borçlar Kanunu sorumluluk hukukunu, “haksız fiil sorumluluğu” ve “sözleşmeye dayanan sorumluluk” olarak ikili bir yapı içerisinde düzenlemiştir. Haksız fiil sorumluluğu, kişiler arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmaksızın hukuk kurallarının herkese yüklemiş olduğu bazı yükümlülüklerin ihlâlinden doğar. Örneğin; trafikte otomobil kullanan bir kişi kusurlu olarak yaptığı bir trafik kazasında başka bir insanın yaralanmasına sebep olursa, bu durum kişilerin vücut bütünlüğüne zarar verilmemesi konusundaki herkese yüklenilen kuralın ihlali niteliğinde olduğu için, haksız fiil sorumluluğunu doğurur. Buna karşılık sözleşme sorumluluğunun esası, hukuka aykırılık değil, borca aykırılıktır. Sözleşmeden doğan bir ilişkinin taraflarından her biri, sözleşmenin kendisine yüklediği yükümlülükleri (borç) yerine getirmezse, borca aykırılıktan dolayı karşı tarafın uğradığı zararları tazmin etmek zorundadır. Dolayısıyla sözleşme sorumluluğu, belli kişiler arasında, borca aykırı davranıştan önce kurulmuş bir borç ilişkisinin varlığını gerektirir.


Haksız fiil sorumluğu Türk Borçlar Kanunu (=TBK) m. 49’da, sözleşmeye dayanan sorumluluk ise TBK m. 112’de düzenlenmiştir. Buna göre; haksız fiil sorumluluğuna ve sözleşmeye dayalı sorumluluğa bağlı olarak açılacak tazminat davaları arasındaki en temel fark ispat yüküdür. Haksız fiil sorumluluğunda zarar gören, zarar verenin (borçlu) kusurunu ispatla yükümlüdür. Buna karşılık; sözleşmeden doğan sorumlulukta, zarar görenin borçlunun kusurunu ispat yükümlülüğü bulunmayıp, borçlu sorumluluktan kurtulmak için kusursuzluğunu ispat etmek zorundadır.

  • TBK M.49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

  • TBK M.112- Borç hiç ödenmez veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.

Hekim ile hasta arasındaki ilişki “sözleşmesel” bir ilişkidir. Hasta, hastalığına bir çözüm bulmak için hekime başvurmaktadır. Hekim de meslekî yetkinliğini kullanarak bu hastalığı tedavi etmek için çalışmaktadır. Hekim hasta sözleşmesinde; hekimin hastalığın teşhis ve tedavisinin yapılması yönünde çaba harcaması, hastanın da bunun karşılığında hekime belli bir ücret ödemesi gerektiği konusunda anlaşılmıştır. Hekimin özel veya kamuya ait bir kurumda ücret karşılığında çalışması halinde sözleşme hastane ile hasta arasında kurulmuş olur. Türk hukukunda, hekim hasta ilişkisi özel bir sözleşme olarak tanımlanmamıştır, ancak Yargıtay kararları ve genel kabule göre vekalet sözleşmesidir. İstisna olarak plastik cerrahlar ve diş hekimleri ile hastaları arasındaki sözleşmeler eser sözleşmesi olarak kabul görmektedir. Her iki sözleşme de, taraflardan birinin iş görme borcu üstlendiği sözleşmelerdir. İki sözleşme arasındaki temel fark şudur; Eser sözleşmesinde taahhüt edilen sonucun gerçekleşmesi önemli iken, vekalet sözleşmesinde ise sonucun değil işin özenle yapılması esas önemli taahhüttür.


Sonuç olarak; hekim hasta ilişkisi sözleşmeye dayanan bir ilişki olduğu için, bu ilişkiden kaynaklanan tazminat sorumluluğu da sözleşmeye dayalı sorumluluk olarak değerlendirilecektir. Bu nedenle hekim kendisine açılacak tazminat davasında kusursuzluğunu ispat etmek zorundadır.


Hekimin çalıştığı, hasta ile ilişki kurduğu kuruma göre hekimin tazminat sorumluluğunun şekli değişecektir. Hekim serbest çalışıyorsa, hekim ile hasta arasında doğrudan sözleşme kurulduğu için, tazminat talebi aralarındaki sözleşmeye dayanacaktır. Özel hastane ya da Kamu Hastanesine başvuran hasta ile hekim arasında doğrudan bir sözleşme ilişkisi kurulmaz. Her iki halde de meydana gelen ilişki bakımından hekim doğrudan muhatap değildir. Bu durumlarda sözleşme hastaneyle hasta arasında kurulmuştur. Bu durumlarda tazminat sorumluluğu özel hastane veya kamuya aittir. Ancak kurumların hekimin kusurlu olduğu durumlarda oluşan zararı hekimden rücu hakları vardır.


HEKİMLERİN DİSİPLİN SORUMLULUĞU

Hekimler mesleki çalışmaları sırasında meslek odalarının veya kamunun ortaya koyduğu kurallara uygun davranmak zorundadırlar. Tabi olunan disiplin kuralları kamuda çalışan ve özel hastanede/serbest çalışan hekimler arasında bir takım farklılıklar göstermektedir.


Özel hastanede veya serbest çalışan hekimler Türk Tabipleri Birliği (=TTB) Disiplin Yönetmeliği'ne uygun davranmak zorundadır. 28.04.2004 tarih ve 25446 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren ve 6023 sayılı TTB Kanunu’nun 59. maddesine dayanılarak çıkartılmış olan TTB Disiplin Yönetmeliği, disiplin cezası verilecek kişileri ve durumları belirlemek ve disiplin cezası verilmesinde uyulması gereken usul ve esasları saptamak üzere hazırlanmıştır. Hekimler TTB’nin şart koştuğu tüzük, yönetmelik ve diğer düzenlemelerdeki deontololojik ve etik kuralların dışına çıkarlarsa ilgili Tabip Odası hekimi Onur Kuruluna sevk eder. Oda yönetim kurulu kararıyla, Onur kurulunca soruşturma ve yargılama yapılır. Bu kararların temyiz mercii TTB Yüksek Onur Kuruludur. Bu yargılama sonunda, hekimlerin kusuruna göre uyarı, kınama, para cezası ve meslekten men cezaları gibi cezalar verilebilmektedir.


Kamuda çalışan hekimler açısından durum biraz daha karışıktır. Kamuda çalışan hekimler çalıştıkları kurumun çıkardığı yönetmeliklere uymak zorundadır. Sağlık personelinin sorumluluklarının dışına çıkması durumunda, kurum tarafından atanacak bir soruşturmacı tarafından, kusurunun bulunup bulunmadığı araştırılır. Bu kapsamda “Mesleki Yönden Tıbbi Uygulama” konusunda hekimin kusuru tespit edildiği takdirde, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu mad.125’e göre “Uyarma”, “Kınama”, “Aylıktan Kesme”, “Kademe İlerlemesinin Durdurulması” gibi cezalar verilir. TTB Disiplin Yönetmeliği, kamu kurumlarında görevli hekimlerin, idareyi ilgilendiren konular dışındaki mesleki ve etik davranışlarını da kapsamaktadır. Ancak uygulamada sorunlar bulunmaktadır. Sağlık bakanlığı TTB’nin disiplin cezalarını genellikle uygulamamaktadır. Ayrıca “Kamu personeli olan hekimlere kamu görevleriyle ilgili TTB’ce disiplin cezası verilemeyeceği” hakkında Danıştay kararları da mevcuttur.


SON SÖZLER:

Bu yazıda; hekimlerin mesleki uygulamaları sırasında meydana gelen tıbbi uygulama hatası (malpraktis) sonucundaki sorumlulukları anlatılmıştır. Esasen 3 başlık altında incelenen bu sorumluluk alanlarından her biri, üzerine kitap yazılabilecek kadar geniş kapsamlı olup, burada kısaca incelenmiştir. Daha sonraki yazılarımda tüm başlıklar detaylıca anlatılacaktır.


Av. Dr. Türker Fatih ÇİÇEK

Sağlık Hukuku Avukatı


Son Paylaşımlar

Hepsini Gör