Malpraktis Ceza Davası
- Av.Dr. Türker Fatih ÇİÇEK

- 5 Nis
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 18 saat önce
Tıbbi uygulama hatası veya malpraktis iddialarında ceza soruşturması, malpraktis tazminat davası ve disiplin soruşturmasından bağımsız bir süreçtir. Ancak ceza soruşturmasının sonucu tazminat davasını doğrudan etkileyebilir. Bu yazıda hekimler için ceza yargılaması süreci, soruşturma izni, savcılık ve mahkeme aşamaları ele alınmaktadır.Bu yazı özet niteliğinde hazırlanmıştır. Her başlık altında yer alan konular, ilgili bağlantılar üzerinden daha detaylı şekilde incelenebilir. İçerikteki linkler aracılığıyla ilgili alt başlıklara ulaşabilirsiniz.

1. Malpraktis Şikâyet
Ceza soruşturmasının başlaması için genellikle şikâyet şartı aranır, bazı durumlarda ise savcılık re’sen (kendiliğinden) harekete geçer. Malpraktis Türk Ceza Kanunu'nda 3 farklı suç maddesiyle değerlendirilir:
Taksirle Yaralama (TCK 89): Şikâyete tabidir. Mağdur, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikâyetçi olmalıdır.
Taksirle Ölüme Neden Olma (TCK 85): Şikâyet şartı aranmaz; savcılık re’sen soruşturma başlatır.
Görevi İhmal veya Suistimal (TCK 257): Kamu görevlisi hekimlerin görevlerini ihmal etmesi veya kötüye kullanması halinde soruşturma re’sen başlatılabilir. Ancak malpraktis pratiğinde şikayete tabi olduğu söylenebilir.
Not: Şikâyet süresinin geçirilmiş olması sadece taksirle yaralama ceza davasını düşürebilir.
Başsavcılık kendisine yapılan malpraktise ilişkin şikayet karşısında doğrudan soruşturmaya başlayamaz (ifade almak, bilirkişi incelemesi vs.). Soruşturma işlemlerine başlayabilmek için Mesleki Sorumluluk Kurulu'ndan (MSK) soruşturma izni almalıdır.
7406 sayılı Kanun ile soruşturma izni yükümlülüğü artık kamu-özel farkı gözetmeksizin tüm sağlık meslek mensuplarını kapsar. Soruşturma izni alınıp ''soruşturma izni'' itiraz süreçlerinin ardından kesinleşirse savcılık konuyu soruşturmaya başlar.
MSK’dan soruşturma izni alındıktan sonra, ceza soruşturması süreci başlar:
a) Ön İnceleme ve İfade Alma: Savcılık, MSK kararı ile soruşturma izni verilmiş dosya için savunma ve delil toplama sürecini başlatır. Hekimden ifade alınır. Bu aşamada, ön inceleme raporu savcılığa yalnızca bilgi ve belge niteliğiyle sunulur, karar bağlayıcı değildir. Savcılık tarafından Bilirkişi raporu genellikle Adli Tıp Kurumundan alınır.
b) Malpraktis Şüphesi ve İddianame Düzenlenmesi: Savcılık, suçun oluştuğuna dair yeterli şüpheye ulaşırsa iddianame düzenler. Suçun oluştuğuna dair şüphe yoksa kovuşturma yapılmasına yer olmadığı (takipsizlik) kararı vererek dosyayı kapatır. Bu karara şikayetçi tarafından itiraz edilebilir. Savcılığın yaptığı yargılama değildir. İddianame düzenleyerek dava açması için suçun işlendiğine dair şüphe olması yeterlidir.
a) Kovuşturmanın Başlaması: İddianame Ceza mahkemesi tarafından kabul edildiğinde dava resmen başlar. İddianame usule uygunsa kabul edilir, eksiklik varsa savcılığa geri gönderilir.
b) Duruşma Süreci: Mahkeme; taraf beyanlarını, tanık ifadelerini ve bilirkişi raporlarını değerlendirir. Bilirkişi raporları hemen hemen her zaman en önemli delildir. Dolayısıyla ifade ve beyanların bilirkişilere yönelik olması önemlidir.
c) Karar ve Sonuç: Mahkeme tüm delilleri inceledikten sonra ceza veya beraat kararı verir. Verilen bu karar üst mahkemeye (istinaf) götürülebilir. Üst mahkemeler kararı onaylarsa karar kesinleşir.
Kritik Bağlantı: Ceza kararı, tazminat davalarının sonucunu direkt belirlemiyorsa da tazminat davalarının en önemli delilidir. Özellikle taksirle öldürme suçundan erteleme imkanı olmayan bir cezanın verilmesi ihtimali vardır.
Av.Türker Fatih ÇİÇEK
Avukat/ İç Hastalıkları Uzman Hekimi
*Konuyla ilgili destek almak için iletişim numaralarımızdan bize ulaşabilirsiniz.



Yorumlar