top of page

Prostat Kanseri - Olaparib Etkin Maddeli Lynparza İlaç İçin Kazanmış Olduğumuz Davanın Sonucu

T.C.

İstanbul Anadolu

. İŞ MAHKEMESİ


GEREKÇELİ KARAR

"T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A"


ESAS NO : 2025/

KARAR NO : 2026/

HAKİM :

KATİP :

DAVACI :

VEKİL : Av. Türker Fatih ÇİÇEK

DAVALI : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı

VEKİLİ :

DAVANIN KONUSU : İlaç bedelinin karşılanmaması işleminin iptali talebi

DAVA TARİHİ : 03.02.2025

KARAR TARİHİ : 07.04.2026

G.KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01.05.2026

Mahkememiz nezdinde ilaç bedelinin karşılanmaması işleminin iptali ve ilaç bedelinin tahsili talebiyle açılan davanın açık yargılaması sonunda aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.


GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: "Müvekkil rahatsızlıkları nedeniyle yaptırdığı testlerde vücudunda kitle görülmesi üzerine biyopsi yapılmış, biyopsi sonucunda metastatik prostat kanseri tanısı konulmuştur. Hastalığın geldiği aşama itibariyle klasik tedavi seçeneklerinin yetersiz kaldığı anlaşılmış ve hastaya uzman onkolog hekimi tarafından olaparib etkin maddeli Lynparza ticari isimli ilaç reçete edilmiştir. Müvekkil için reçete edilen Lynparza isimli ilacın hastanın bulunduğu endikasyondaki kullanımı için endikasyon dışı kullanım başvurusu yapılmış, hatalı bir değerlendirme neticesinde kurum tarafından ilaç kullanım başvurumuz reddedilmiş ve akabinde Ankara İdare Mahkemeleri'nde açılan iptal davasında Ankara . İdare Mahkemesi tarafından 2024/ Esas ile, ilgili işlem hakkında yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir. Alınan iznin ardından müdavi hekim tarafından ilaç reçete edilmiştir. Ancak ilgili ilaç SGK tarafından karşılanmamaktadır. Bu nedenle ilaç bedelinin karşılanması talebiyle Süreyyapaşa Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi'ne başvuru yapılmışsa da kurum hatalı ve hukuka aykırı olarak taleplerimizi reddetmiştir. Verilen cevapta taleplerimizin reddine gerekçe olarak da SUT kuralları gerekçe gösterilmiştir. İlacın kullanılmaması durumunda müvekkil hastanın prostat kanserinin daha erken ilerleyeceği, nüks/ progresyon döneminde yapılacak tedavilerin hastanın yaşayacağı tıbbi sorunları telafi edemeyeceği, hastanın hastalığında hızla ve geri dönüşü olmayan bir bozulmaya ya da ölüme ya da yaşam beklentisinde ciddi azalmaya veya yoğun acıya neden olacağı, bu gerekçelerle hastanın ilacı kullanmasının tıbben zorunlu ve yaşamsal öneme haiz olduğu bilimsel çalışmalar ile sabittir. Etken maddesi olaparib olan Lynparza, FDA onayı olan PARP (Poli ADP Riboz Polimeraz) adı verilen bir DNA tamir enzim ailesini baskılayan yeni nesil bir kanser ilacıdır. Müvekkilin bulunduğu endikasyon bakımından ilacın kullanımı için Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'ndan endikasyon dışı ilaç kullanım başvurumuzun reddine ilişkin karara karşı iptal davası açılmış ve en doğru tedaviyi belirleyecek hekimin müdavi hekim olması nedeniyle ilgili işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir. Müvekkilin tedavisi için elzem olan hastanın hastalığın geldiği aşama itibariyle hayati öneme haiz ve alternatifsiz olduğu görülen ilacın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından verilen, açıkça hukuka aykırı olan bir karar nedeniyle kullanılamıyor olması kabul edilemezdir. Hastanın tedavisinde yüksek derecede fayda sağlayacağı beklenen, yapılan ulusal ve uluslararası bilimsel çalışmalarda ilacın mevcut tedavi yöntemlerinden daha etkili olduğu ve hastaya kullanılan endikasyon açısından tıbbi uygunluğu olduğu gösterilen ilacın sadece SUT'a göre uygun endikasyonu olmadığı gerekçesiyle geri ödemesinin yapılmaması Avrupa İnsan Hakları Bildirgesine ve Anayasaya açıkça aykırıdır. İlaçların geri ödemesinin yapılmamasıyla Anayasanın 17. maddesinde güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edilmektedir. 'Devlet, bireylerin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlıklarını koruma hakkı kapsamında ister kamu isterse özel sağlık kuruluşları tarafından yerine getirilsin, sağlık hizmetlerini hastaların yaşamları ile maddi ve manevi varlıklarının korunmasına yönelik gerekli tedbirlerin alınabilmesini sağlayacak şekilde düzenlemek zorundadır.' Anayasanın 2. maddesinde de ifade edildiği üzere Türkiye Cumhuriyeti Sosyal bir hukuk devletidir. Açıktır ki devletimizin 'sosyal devlet' yapısı herhangi bir vatandaşının ilaç bedelini karşılayamadığı için vefat etmesine imkan vermeyecek düzeydedir. Bu nedenle de idarenin söz konusu işlemi hukuka aykırıdır. AİHM birçok kararında ve Panaitescu/Romanya davasında, kanser hastası olan başvurana iç hukuk kuralları uyarınca ücretsiz tedavi ve ilaç sağlanması gerekirken, tedavisi için gerekli olan iki özel ilacın kendisine ücretsiz olarak verilmemesi, ayrıca Hamburg’da iki ayda bir uygulanacak deneysel ilaç tedavisi giderlerinin karşılanmaması üzerine yerel mahkemede açtığı iki dava sonucunda, sağlık giderlerinin kamu kurumları tarafından karşılanması ve bu amaçla yaptığı harcamaların tazmin edilmesi yönündeki kararların yetkili makamlar tarafından yerine getirilmemesini, usul yönünden yaşam hakkının korunması yükümlülüğüne aykırı bulmuştur. AİHM’ye göre özellikle insanların hayatının korunması zorunluluğu söz konusu olduğunda, kişiler lehine verilmiş olan mahkeme kararlarının yerine getirilmemesi konusunda taraf devletlerce mali kaynakların yetersizliği mazeret olarak ileri sürülemez. Bu Anayasal hükümler ve AİHM kararları dikkate alındığında bireylerin sağlığına kavuşmak için en temel haklarından olan tedaviye ve ilaca erişim haklarının Anayasal güvence altına alındığı ancak bu Anayasal güvenceye rağmen uygulamada özellikle kanser hastalarının tedavisi için (tıp kurallarına uygun olarak) gerekli olan ilaçların ya da bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından Sağlık Uygulama Tebliği Ödeme Listesi'nde yer almadığından bahisle ödenmediği görülmektedir. Bu durum açıkça hukuksuzdur ve yukarıda da bahsettiğimiz gibi Anayasa'ya aykırıdır." şeklinde beyanda bulunarak; Sosyal Güvenlik Kurumu'nun Lynparza (Olaparib) ticari isimli ilaçların geri ödemesinin yapılması talebinin reddine dair 03.02.2025 tarih ve E-79277824-104.03-111285545 sayılı kararının iptaline,davacının bedellerini ödeyerek alacağı ilaç bedellerinin, fazlaya ilişkim tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.


Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle: "Kurumumuz Yurt Dışı İlaç Fiyat (EK-4/C) Listesi'nde yer almakta olan bir ilacın ruhsatının Sağlık Bakanlığınca onaylanması, akabinde ruhsat sahibi firma tarafından ilgili ilacın Kurumumuz Bedeli ödenecek ilaçlar (EK-4/A) Listesi'ne dahil olma başvurusu yapılarak ilgili ilacın piyasaya arz edilmesi halinde hastaların mağduriyetini önlemek adına Kurumumuzca ara ödeme süreci tanımlanmaktadır. Ara ödeme süreci bahse konu ilacın Bedeli ödenecek ilaçlar (EK-4/A) Listesi'ne dahil olması ile son bulmaktadır. Ara ödeme kapsamında ilacını tedarik eden hastanın gerekli belgelerle Kurumumuza başvurması halinde Kurumumuzca ilgiliye şahıs bazlı ödeme yapılmaktadır. Dosya kapsamında mübrez olan Süreyyapaşa Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi'nin müzekkere cevabında da belirtildiği üzere; 'Olaparıb etken maddeli ilaç 2013 yılı Sağlık Uygulama Tebliğinin Bedeli Ödenecek İlaçlar Listesinde (Ek-4/A) tanımlı olup 4.2.14.C-3 mmm) maddesi gereği, 1-Birinci basamak over kanseri idame tedavisinde; ilerlemiş (FIGO evre III ve IV) BRCA1/2-mutasyonlu (germ hattı ve/veya somatik) yüksek gradlı serőz epitelyal over, fallop tüpü veya primer peritoneal kanser görülen hastalarda; birinci basamak platin bazlı kemoterapinin tamamlanmasını takiben tam ya da kısmi yanıt alınan, ECOG performans durumu 0-1 olan yetişkin hastaların idame tedavisinde kullanılmak üzere son platin dozundan sonra en geç 8 hafta içinde tedaviye başlanması halinde Kurumca bedelleri karşılanır. Hastalık ilerlemesine veya tolere edilemeyen toksisite gelişinceye kadar tedaviye devam edilebilir. Tedavi süresi en fazla 2 yıldır. 2-Rekürren (Tekrarlayan) over kanseri idame tedavisinde; platin içeren tedavinin tamamlanmasından sonra en az 6 ay geçmiş ve relaps gelişen platin duyarlı, BRCA1/2-mutasyonlu (germ hattı ve/veya somatik, akreditasyon almış bir laboratuvarda çalışılmış olmalıdır.) yüksek gradlı serös epitelyal over, fallop tüpü veya primer peritoneal kanser hastası olan hastalarda, niks nedeniyle uygulanan platin temelli kemoterapiye tam veya kısmi yanıt veren ikinci basamak tedavisi sonrası ECOG performans durumu 0-1 olan yetişkin hastaların idame tedavisinde monoterapi olarak kullamiması halinde Karamca bedelleri karşılanır. Tedaviye son platin dozundan sonra en geç 8 hafta içinde başlanmalıdır. Hastalık ilerlemesine veya solere edilemeyen toksisite gelişinceye kadar kullanılabilir. 3-En az bir Tibbi onkoloji uzman hekiminin bulunduğu 6 ay süreli sağlık kurulu raporuna istinaden Tıbbi onkoloji saman hekimlerince reçete edilebilir.' hükümleri ile karşılanır. Ayrıca anılan Tebliğin '4.1.4-Reçetelere yazılabilecek ilaç miktarı' başlıklı maddesinde, '(4) Bir ilacın Ülkemizde onaylanmış endikasyonu ve Kısa Ürün Bilgisinde tanımlanan doaw dışındaki her türlü kullanımı, Sağlık Bakanlığınca verilen endikasyon dışı ilaç kullanım onayı ile mümkündür. a-Bir ilacın silkemizde onaylanmış endikasyonu dışındaki her türlü kullanımı için Sağlık Bakanlı tarafından yayımlanan Endikasyon Dışı İlaç Kullanımı Kılavuzu'nda belirtilen esaslara da uyula olup, kılavuzda tanımlanmamış durumlar için hasta bazında Sağlık Bakanlığı endikasyon dışı ilaç kullanımı onayı aranır.... d-Bir ilacın ülkemizde onaylanmış endikasyonunda tanımlı olmayıp, SUT'ta özel düzenleme olarak yer alan koşulu dışında kullanımı, Sağlık Bakanlığınca hasta bazında verilen endikasyon dışı ilaç kullanım onayı ile mümkündür. e-EK-4/A Listesinde yer alan ve SUT ve eklerinde herhangi bir düzenlemesi olan ilaç/ilaç gruplarında bu düzenlemenin yürürlük tarihinden sonra Sağlık Bakanlığınca ilacın ülkemizdeki ruhsatlı endikasyonlarına yeni bir endikasyon eklendiğinde, yürürlükte olan Sosyal Güvenlik Kurumu İlaç Geri Ödeme Yönetmeliği ve Alternatif Geri Ödeme Yönetmeliği kapsamında yapılmış başvuru tarihinden itibaren başvuru değerlendirilip sonuçlandırılıncaya kadar ilacın Kısa Ürün Bilgisi (KUB) endikasyonuna ilave edilen endikasyonda, Sağlık Bakanlığınca şahıs bazında endikasyon dışı kullanım onayı olması halinde bedeli Kurumca karşılanır.' hükümleri bulunmaktadır... Medula Eczane sisteminde yukarıda belirtilen hükümlere uygun herhangi bir rapor olmadığı tespit edildiğinden değerlendirme yapılamamış olup ilacın Kurumumuz tarafından karşılanması mümkün değildir.' İşbu yazı kapsamından da anlaşılacağı üzere Davacı'nın yukarıda belirtilen hükümlere uygun herhangi bir rapor olmadığı tespit edildiğinden değerlendirme yapılamamış olup Davacı'nın koşulları karşılamaması nedeniyle söz konusu ilacın Kurumca karşılanamayacağı belirtilmiştir. Ülkemizde Anayasa hükümleri gereği devletin en önemli görevlerinden biri sosyal devlet olmanın gereklerini yerine getirmektir. Sosyal devlet anlayışına sahip ülkelerde sosyal güvenlik politikalarının en önemli önceliğini vatandaşların sağlık hizmetlerine erişebilmeleri ve malullük ile yaşlılık durumlarında bir gelir güvencesine sahip olmaları oluşturmaktadır. Sosyal güvenliğin amacı, toplumun her kesimini hiçbir ayrım gözetmeksizin oluşabilecek sosyal risklere karşı ekonomik olarak güvence altına alarak gelecek endişesinden kurtarmayı sağlamaya çalışmaktır. Anayasamızın 'Sosyal güvenlik hakkı' başlıklı 60. maddesinde; 'Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.' hükmüne yer verilmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), vatandaşlara doğumundan ölümüne kadar, hatta ölümünden sonra da hak sahiplerine sosyal sigorta ve sağlık alanlarında, 'Kaliteli, adil, kolay erişilebilir, insan odaklı hizmet veren, aktüeryal ve mali açıdan sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sistemini yürütmek ve geliştirmek' misyonu doğrultusunda sosyal güvenlik hizmetlerini sunmaktadır. Sağlıklı bir sosyal güvenlik sisteminin kurulabilmesi ve sürdürülebilir bir şekilde hizmet verebilmesi için sistemin sağlam bir finansmana sahip olması gerekmektedir. Ülkemizde sosyal güvenlik sisteminin finansmanı SGK tarafından oluşturulmaktadır. Anayasanın 17. maddesinde 'Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.' ve 56. maddesinde de 'Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler. Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir. Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.' hükümleri yer almaktadır. Böylelikle Anayasa'nın 'Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması' başlıklı 56. maddesi ile söz konusu 'Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı' başlıklı 17. madde hükmü tamamlanarak Devletimiz, herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamakla görevlendirilmiştir. Bu doğrultuda; 2006 yılında yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile ülkemizde genel sağlık sigortası uygulanmaya başlamıştır. 5510 sayılı Kanunun amacı, sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortası bakımından kişileri güvence altına almak; bu sigortalardan yararlanacak kişileri ve sağlanacak hakları, bu haklardan yararlanma şartları ile finansman ve karşılanma yöntemlerini belirlemek; sosyal sigortaların ve genel sağlık sigortasının işleyişi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemektir. 5510 sayılı Kanunda genel sağlık sigortası kişilerin öncelikle sağlıklarının korunmasını, sağlık riskleri ile karşılaşmaları halinde ise oluşan harcamaların finansmanını sağlayan sigorta olarak tanımlanmaktadır. 5510 sayılı Kanunun 60. maddesi kapsamındaki genel sağlık sigortalısı ve bunların bakmakla yükümlü oldukları kişilerin sağlık hizmetlerinin finansmanı Kanunun 'Finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri ve süresi' başlıklı 63. maddesi ile; genel sağlık sigortalısının ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlıklı kalmalarını, hastalanmaları halinde sağlıklarını kazanmalarını, iş kazası ile meslek hastalığı, hastalık ve analık sonucu tıbben gerekli görülen sağlık hizmetlerinin karşılanmasını, iş göremezlik hallerinin ortadan kaldırılmasını veya azaltılmasını temin etmek amacıyla Sosyal Güvenlik Kurumunca finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin sağlanmasına ilişkin usul ve esaslarını Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak ve gerektiğinde komisyonlar kurarak belirleme yetkisi Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu, bu amaçla komisyonlar kurabilmekte, ulusal ve uluslararası tüzel kişilerle işbirliği yapabilmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu olarak sağlık hakkının yerine getirilmesi noktasında yapılan çalışmalar sonucunda; ülkemiz nüfusunun neredeyse tamamı genel sağlık sigortası kapsamında bulunmakta (%99) ve sağlık hizmetlerine erişim eşit, adil ve ulaşılabilir olmaktadır. Genel sağlık sigortası sistemi, kapsamı itibariyle dünyanın en kapsamlı kamu sağlık sigortaları arasında yer aldığı gibi genel sağlık sigortasında sigortalılarımıza sağlanan paketle de dünyada gıpta ile bakılacak derinliktedir. Hiçbir ülke mevcut olan tüm sağlık hizmetlerine vatandaşlarının hepsinin erişimini sağlamak gibi bir yükümlülüğe ya da bunu mümkün kılacak kaynaklara sahip değildir. Her ülke sağlık sistemlerini kurgularken belirli kriterler doğrultusunda ve temel yükümlülükler yerine getirilmek koşuluyla hangi sağlık hizmetlerinin karşılanacağına karar vermektedir. Sağlık sistemlerine ayrılan ekonomik kaynakların, hem sağlık hakkının yerine getirilmesini sağlamak hem de sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliğini koruyabilmek adına, ihtiyaçlara en uygun olarak cevap verebilecek şekilde tahsis edilebilmesi amacıyla başta Avrupa ülkeleri olmak üzere hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 65. maddesinde, 'Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.' hükmü yer almaktadır. Bu madde ile Devlet herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak görevini yerine getirirken, mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde ekonomik nedenlerle sınırlamalar getirmektedir. Ancak, Devletin ekonomik ve sosyal alandaki görevlerini yerine getirirken yapacağı düzenlemelerde sağlık hakkını ortadan kaldıran, tehlikeye düşüren ya da kısıtlayan kurallar getiremeyeceği açıktır. Anayasamızın 'Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü' başlıklı 11. maddesine göre 'Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.' Bu hükme istinaden ve Anayasanın 65. maddesinde yer alan Devlet görevlerini kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir ifadesine paralel olarak 5510 sayılı Kanunun 72. maddesinde de Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonuna maliyet-etkililik ölçütleri ve genel sağlık sigortası bütçesini dikkate alarak geri ödenecek hizmetleri ve bedellerini belirleme görevi verilmiştir. Herkesin sağlıklı yaşaması ve sağlık hizmetlerinden yararlanabilmesi için 5510 sayılı Kanunun 'Sağlık hizmetlerinin ödenecek bedellerinin belirlenmesi' başlıklı 72. maddesinde 65. madde gereği ödenecek gündelik, yol, yatak ve yemek giderlerinin Kurumca ödenecek bedellerini belirlemeye Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu yetkilidir. Komisyon, tıp eğitimini, hizmet basamağını, alt yapı ve kaynak kullanımı ile maliyet unsurlarını dikkate alarak sağlık hizmeti sunucularını fiyatlandırmaya esas olmak üzere ayrı ayrı sınıflandırabilir. Komisyon, 63. madde hükümlerine göre finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin Kurumca ödenecek bedellerini; sağlık hizmetinin sunulduğu il ve basamak, Devletin doğrudan veya dolaylı olarak sağlamış olduğu sübvansiyonlar, sağlık hizmetinin niteliği itibarıyla hayati öneme sahip olup olmaması, kanıta dayalı tıp uygulamaları, maliyet-etkililik ölçütleri ve genel sağlık sigortası bütçesi dikkate alınmak suretiyle, her sınıf için tek tek veya gruplandırarak belirlemeye yetkilidir. Komisyon; Bakanlık, Maliye, Sağlık ve Kalkınma bakanlıkları, Hazine Müsteşarlığı, üniversite sağlık hizmeti sunucuları ile özel sağlık hizmeti sunucularını temsilen Bakanlıkça belirlenecek birer üye ve Kurumu temsilen iki üye olmak üzere toplam dokuz üyeden oluşur. Komisyon kararlarını salt çoğunluk ile alır. Komisyon kararları Resmî Gazete’de yayımlanır." hükmü yer almakta olup buna göre sağlık hizmetlerine ödenecek bedeller Sosyal Güvenlik Kurumunun tek taraflı yaptığı bir düzenleme olmayıp ülkemizin sağlık politikalarını belirleyen, akademik ve bilimsel çalışmalarını yürüten tüm ilgili tarafların uzlaşısıyla hazırlanan ortak bir karar olma özelliği taşımaktadır. SGK tarafından finansmanı sağlanan ilaçların raporlama ve reçeteleme kriterleri ile ödeme usul ve esasları; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 63. ve 72. maddeleri gereği oluşturulan; Sağlık Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı temsilcilerinin de yer aldığı ve Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunun alt komisyonları olan Ödeme Komisyonu/Alternatif Geri Ödeme Komisyonu ve Tıbbi ve Ekonomik Değerlendirme Komisyonları'nda klinik ve teknik veriler kullanılarak, kanıta dayalı tıp uygulamaları, maliyet-etkililik ölçütleri de dikkate alınmak suretiyle ve konusunda uzman ilgili branş hekimlerinin görüşleri de alınarak değerlendirilmekte ve alınan kararlar Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde (SUT) yayımlanarak yürürlüğe girmektedir. Mahkemece yerindelik denetimi yapılarak hüküm kurulması hukuk sistemimize aykırıdır. Yerindelik denetimini idari makamlar yapmaktadır. Çünkü bir işlem veya eylemin, kamu yararı açısından yerinde olup olmayacağına dair kararı, ancak idari makamlar verebilir. Yargı makamları ise, idarenin işlem ve eylemlerinin 'hukukî denetimini' yapar. Kurum bağlı olduğu mevzuat hükümlerince hareket etmiştir." şeklinde beyanda bulunarak; davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.


Esas Yönünden İnceleme:

Dosya kapsamındaki belgelerin incelenmesi sonucu:

Davacının, davaya konu ilaçların bedelinin davalı SGK tarafından karşılanmasına yönelik olarak yaptığı tarihli ve sayılı başvurusuna cevaben; Süreyyapaşa Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinin tarihli ve sayılı yazısıyla; "Olaparib etken maddeli ilaç 2013 yılı Sağlık Uygulama Tebliği'nin Bedeli Ödenecek İlaçlar Listesinde (Ek-4/A) tanımlı olup 4.2.14.C-3 mmm maddesi gereği; '1-Birinci basamak over kanseri idame tedavisinde; ilerlemiş (FIGO evre HI ve IV) BRCAL/2-mutasyonlu (germ hattı ve/veya somatik) yüksek gradlı seröz epitelyal over, fallop tüpü veya primer peritoneal kanser görülen hastalarda; birinci basamak platin bazlı kemoterapinin tamamlanmasını takiben tam ya da kısmi yanıt alınan, ECOG performans durumu 0-1 olan yetişkin hastaların idame tedavisinde kullanılmak üzere son platin dozundan sonra en geç 8 hafta içinde tedaviye başlanması halinde Kurumca bedelleri karşılanır. Hastalık ilerlemesine veya tolere edilemeyen toksisite gelişinceye kadar tedaviye devam edilebilir. Tedavi süresi en fazla 2 yıldır. 2-Rekürren (Tekrarlayan) over kanseri idame tedavisinde; platin içeren tedavinin tamamlanmasından sonra en az 6 ay geçmiş ve relaps gelişen platin duyarlı, BRCA1/2-mutasyonlu (germ hattı ve/veya somatik, akreditasyon almış bir laboratuvarda çalışılmış olmalıdır.) yüksek gradlı serözepitelyal over, fallop tüpü veya primer peritoneal kanser hastası olan hastalarda; nüks nedeniyle uygulanan platin temelli kemoterapiye tam veya kısmi yanıt veren ikinci basamak tedavisi sonrası ECOG performans durumu 0-1 olan yetişkin hastaların idame tedavisinde monoterapi olarak kullanılması halinde Kurumca bedelleri karşılanır. Tedaviye son platin dozundan sonra en geç 8 hafta içinde başlanmalıdır. Hastalık ilerlemesine veya tolere edilemeyen toksisite gelişinceye kadar kullanılabil 3-Germline patojenik veya patojenik benzeri BRCA 1 veya 2 mutasyonu olan triple negatif yüksek riskli (Neoadjuvan tedavi sonrası patolojik rezidüel hastalığı olanlar veya primer cerrahisini olmuş ve patolojik olarak tümör çapı 2 cm üstünde ya da lenf nodu pozitif olan adjuvan tedavisini almış hastalar) erken evre meme kanserinde lokal tedaviler ve antrasiklin ve/veya taksan içeren adjuvanneoadjuvan kemoterapi tamamlandıktan sonra monoterapi halinde en fazla 1 yıl süreyle kullanılması halinde bedeli Kurumca karşılanır. Lokal ve (neojadjuvan tedavi tamamlandıktan sonraki en geç 12 hafta içinde adjuvan olaparib başlanmalıdır. Erken evre dönemde PARP inhibitörü kullanan hastalarda metastatik dönemlerde PARP inhibitörü kullanılmaz. 4-Germline patojenik veya patojenik benzeri BRCAİ veya 2 mutasyonlarına sahip olan, HER2 negatif metastatik meme kanseri olan yetişkin hastalarının tedavisinde monoterapi olarak kullanılması halinde bedeli Kurumca karşılanır. Hastalar daha önce (neo)adjuvan veya metastatik ortamda bir antrasiklin ve bir taksan ile tedavi görmüş olmalı ve (neo) adjuvan platin temelli bir tedavi almışsa kısmi veya tam yanıt vermiş ve son tedaviden itibaren 12 ay geçmiş olmalıdır. Hormon reseptörü (HR) pozitif meme kanseri görülen hastalar metastatik dönemde ilave olarak en az bir sıra endokrin tedavisi ve CDK 4/6 inhibitörü tedavisi almış olup, tedavi sırasında veya sonrasında progresyon göstermiş olmalı veya CDK 4/6 inhibitörü ve endokrin tedavisi için uygun olmadıkları raporda belirtilmelidir. 5-En az bir Tıbbi onkoloji uzman hekiminin bulunduğu 6 ay süreli sağlık kurulu raporuna istinaden Tıbbi onkoloji uzman hekimlerince reçete edilebilir.' hükümleri ile karşılanır. Ayrıca anılan Tebliğin '4.1.4-Reçetelere yazılabilecek ilaç miktarı' başlıklı maddesinde; '(4) Bir ilacın Ülkemizde onaylanmış endikasyonu ve Kısa Ürün Bilgisinde tanımlanan dozu dışındaki her türlü kullanımı, Sağlık Bakanlığınca verilen endikasyon dışı ilaç kullanım onayı ile mümkündür. a-Bir ilacın ülkemizde onaylanmış endikasyonu dışındaki her türlü kullanımı için Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan Endikasyon Dışı İlaç Kullanımı Kılavuzu'nda belirtilen esaslara da uyulacak olup, kılavuzda tanımlanmamış durumlar için hasta bazında Sağlık Bakanlığı endikasyon dışı ilaç kullanımı onayı aranır.... d-Bir ilacın ülkemizde onaylanmış endikasyonunda tanımlı olmayıp, SUT'ta özel düzenleme olarak yer alan koşulu dışında kullanımı, Sağlık Bakanlığınca hasta bazında verilen endikasyon dışı ilaç kullanım onayı ile mümkündür. EK-4/A Listesinde yer alan ve SUT ve eklerinde herhangi bir düzenlemesi olan ilaç/ilaç gruplarında bu düzenlemenin yürürlük tarihinden sonra Sağlık Bakanlığınca ilacın ülkemizdeki ruhsatlı endikasyonlarına yeni bir endikasyon eklendiğinde, yürürlükte olan Sosyal Güvenlik Kurumu İlaç Geri Ödeme Yönetmeliği ve Alternatif Geri Ödeme Yönetmeliği kapsamında yapılmış başvurunun sonucuna istinaden yapılan SUT düzenlemesi çerçevesinde kullanılması halinde bedeli Kurumca karşılanır' hükümleri bulunmaktadır. Yapılan incelemede Müvekkiliniz Medula Eczane sisteminde yukarıda belirtilen hükümlere uygun herhangi bir raporununun olmadığı tespit edildiğinden değerlendirme yapılamamış olup ilacın Kurumumuz tarafından karşılanması mümkün değildir." şeklinde ret cevabı verildiği;

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesinin 3 tıbbi onkoloji uzmanı tarafından hazırlanan 29.01.2026 tarihli sağlık kurulu raporunda özetle: " isimli hastaya Haziran 2023 tarihinde metastatik prostat ca tanısı konduğu görüldü. Hastanın sıralı şekilde Docetaxel ve Abiroterone tedavilerini aldığı ancak progresyon gelişmesi sonucunda BRCA mutant olması nedeni ile de bakanlık onayı da alınarak Olaparib tedavisi başlandığı izlendi. Hastaya yapılan genetik testler sonucunda BRCA mutasyonu tespit edilmiştir. Bu tür prostat ca vakalarında kemoterapi ve yeni nesil hormonal tedaviler sonrasında Olaparib gibi Parp inhibitörlerinden fayda görülen çalışmalar bulunmaktadır. BRCA mutasyonuna sahip diğer solid organ tümörlerinde de (meme, over, pankreas) parp inhibitörleri etkinlik göstermektedir. Hasta 4. Evre prostat ca tanısı almış olup yapılan Ga-68 PSMA PET görüntülemelerinde akciğer, lenf nodu ve yaygın kemik metastazları olduğu izlenmiştir. Bu aşamadan sonra hastaya kemoterapi, yeni nesil hormonal kanser ilacı ve palyatif amaçlı radyoterapi tedavileri uygulanmış ancak belirli sürelerden sonra hastalıkta progresyon gözlenmiştir. BRCA mutasyonu pozitifliğinden dolayı da bu tedavi basamaklarından sonra hastaya Olaparib başlanmıştır. Bu ilaç hedefe yönelik akıllı bir ilaçtır. Ağız yolu ile alınarak tüm vücuda yayılır. Bu ilaç ile igili yapılan faz 3 Profound çalışmasında progresyonsuz ve genel sağkalımı ( ki standart koldaki hastaların çoğu hastalık ilerlediğinde olaparib koluna geçmesine rağmen) 3.5 ay arttırdığı gözlenmiştir. Progresyonsuz sağkalımdaki katkının oransal değeri %66 gibi oldukça etkileyici bir değerdir. Hastanın takiplerine ait kontol görüntülemelerinde ilaçtan %40'lara yakın fayda gördüğü izlenmiştir ve bu değer çoklu tedavi almış bir hasta için oldukça çarpıcıdır ilaca ait hafif derecelerde kan düşüklükleri kolaylıkla yönetilmiştir. Mevcut veriler ışığında hastanın kullanabileceği ve yaşam katkısı en fazla olan ilacın uygulandığı anlaşılmakta olup hastanın bu tedaviden diğer seçeneklere göre fayda görme oranı oldukça yüksektir. Bu bakımdan kullanımı hasta için hayati önem göstermektedir." şeklinde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.

Bilindiği üzere, İdareler kendi görev alanına giren işleri yürütebilmek için, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine, Anayasa ve kanunlara aykırı olmayan objektif genel düzenleyici kurallar koyabiliriler. Bu bağlamda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Hak ve Özgürlükler" başlıklı 1. bölümünün "Yaşam hakkı" başlıklı 2. maddesinin birinci bendi de "Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur." hükmü yer almaktadır. Anayasamızda, Türkiye Devletinin Sosyal bir hukuk Devleti olduğu, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışma görevi olduğu, devletin herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak, insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla; sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyesceği, devletin bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği, herkesin, sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu, devletin bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alacağı ve teşkilatı kuracağı, devletin sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getireceği hüküm altına alınmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi'nin 2020/20739 başvuru numaralı 23.07.2020 tarihli kararı ile, akciğer kanseri olan hastanın tedavisinde kullanılan ilacın karşılanması için talep ettiği tedbir kararının mahkeme tarafından reddedilmesi üzerine yaptığı bireysel başvuruda ilacın başvurucunun hastalığının tedavisindeki önemi ve aciliyeti gözetildiğinde, başvurucunun tedavisine derhal başlanması gerektiği, başvurucunun maddi ve manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlike bulunduğu belirtilerek; kurum tarafından gereken tedbirlerin derhal alınmasına karar verilmiştir.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 62/1 maddesi gereğince genel sağlık sigortasından sağlanacak sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlanmak, genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler için bir hak, Kurum için ise bu hizmet ve hakların finansmanını sağlamak bir yükümlülüktür. Anılan Kanunun 63. maddesinde, genel sağlık sigortalısının ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlıklı kalmalarını; hastalanmaları halinde sağlıklarını kazanmalarını; iş kazası ile meslek hastalığı, hastalık ve analık sonucu tıbben gerekli görülen sağlık hizmetlerinin karşılanmasını, iş göremezlik hallerinin ortadan kaldırılmasını veya azaltılmasını temin etmek amacıyla Kurumca finansmanı sağlanacak sağlık hizmetleri sayılmıştır. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise Kurumun, finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile (f) bendinde belirtilen sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usul ve esaslarını Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak belirlemeye yetkili olduğu açıklanmıştır. Maddenin son fıkrasında ise bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığının görüşü üzerine Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir. Kanunun 64. maddesinde, Kurumca finansmanı sağlanmayacak sağlık hizmetleri belirtilmiştir. Kanun'un katılım payı alınması kenar başlıklı 68. maddesinde ise, 63. maddede sayılan sağlık hizmetlerinden katılım payı alınacak olanlar sayılmıştır. Anılan maddenin (d) fıkrasında, 63. maddeye göre yöntem, tür, miktar ve kullanım sürelerinin belirlenmesi sonucunda Kurumca finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin kapsamı dışında bırakılan sağlık hizmetlerinin finansmanının Kurumca sağlanmayacağı açıklanmıştır.

Davalı SGK'nın, Kanunun verdiği yetkiye istinaden alt mevzuat (yönetmelik, tebliğ vd.) ile yaptığı bu türdeki düzenlemelerin Anayasanın sosyal güvenlik ve yaşam hakkına ilişkin hükümlerine, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun ilgili hükümlerine, emsal Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve AİHM kararlarına uygun olması Sosyal Hukuk Devletinin gereğidir. Kurum, anılan hükümler ve kararlar yanında, genel sağlık sigortalısının sağlıklı kalmasını ve hastalanmaları halinde sağlıklarını kazanmasını temin etmeye yönelik olan ve finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerini tıp biliminin gereklerini ve gelişimini de gözeterek belirlemek zorundadır. Kurumun, sağlık yardımlarının yöntem, tür, miktar ve kullanım sürelerinin belirlenmesine ilişkin işlemlerinin idari yargı denetimine tabi olması bir yana; genel sağlık sigortalısı ile Kurum arasında oluşacak uyuşmazlıkların çözümünde, Kurumun işlemine dayanak yaptığı alt mevzuatın (yönetmelik, tebliğ vd.) Anayasa ve Kanun'lara ve bu mevzuatın uygulanması sonucu oluşturulan somut Kurum işleminin hukuka uygunluğunun denetlenmesi de Sosyal Hukuk Devletinin gereğidir. Devletin malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde sağlık hizmetlerini yerine getirmesi gerektiği, ancak bu düzenlemeler ile hastanın sosyal güvenlik ve yaşam hakkının sınırlanmasının sosyal devlet ilkesi ile bağdaşmayacağı görülmektedir. Nitekim, bu husus Yargıtay . Hukuk Dairesinin 2013/ Esas, 2013/ Karar sayılı ilamında; "Her ne kadar, ilaç salınımlı stentlerin veya başka bir tedavi şeklinin, hastaların tedavisinde tıbben gerekli olduğu hususu, bilim dünyası tarafından, kesin kanaat oluşturacak şekilde ortaya konulamamış ise de; bir kısım uzman görüşleri ile yayınlanan bir kısım bilimsel makalelerde, bu tür hastaların tedavisinde ilaç salınımlı stentin, çıplak stente oranla, en azından kısa vade için daha etkili olduğunun belirtildiği; Kurum’un da bu görüşlere itibar ederek, SUT'da belirtilen şartların varlığı halinde, ilaç salınımlı stent kullanılmasının hastalar için tıbben gerekli olduğunun esas alındığı; kısa süre içinde müdahale gereken bir halde bulunan hastadan, hangi özellikte ve sayıdaki stentin kendi tedavisi için daha uygun olduğu hususunun doğru bir şekilde değerlendirilmesi kendisinden beklenemeyecek olup, hekiminin yaptığı tercihi kabul edeceği; yine, insan yaşamının kutsallığı ve temel insan haklarından olan, yaşama ve sosyal güvenlik hakkının özüne dokunacak sınırlamalar getirilemeyeceği yönündeki ilkeler göz önüne alındığında; ilaç salınımlı stentle sınırlı olarak, uyumazlığın, hekimin tercihine üstünlük tanınarak giderilip, tedavide kullanılması durumunda, ilaç salınımlı stentin, hasta açısından tıbben gerekli olduğu esas alınarak sonuca gidilmesi gerekirken; Mahkemece, bu yönler gözetilmeksizin, karar verilmiş olması, isabetsiz bulunmuştur." şeklinde belirtilmiştir.

Bu bağlamda; davacın davalı kurum sigortalısı olduğu, sosyal güvenlik hakkının bulunduğu, davaya konu işlem sırasında hayati risk içeren kanser hastalığı tanısı ile tedavi gördüğü, 5510 sayılı Kanunun 62. maddesi uyarınca genel sağlık sigortasından sağlanan sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkının olduğu, davalı Kurumun ise aynı Kanunun 63. maddesi kapsamında bu hizmeti sunma yükümlülüğünün bulunduğu; davacı tarafından dava açılmadan önce Kuruma başvuru şartının yerine getirildiği, Kurum tarafından bu başvurunun reddedildiği, davacıya ait tüm tedavi evraklarının dosya kapsamına alındığı, ardından 3 tıbbi onkoloji uzmanından oluşan kurul tarafından hüküm ve denetime elverişli olarak hazırlanan sağlık kurulu raporu ile; "bilinen mevcut tedavi yöntemlerine göre genel sağkalım açısından daha etkin ve daha yararlı olduğunun, genel sağkalım avantajı göstermesi göz önüne alındığında, kullanılması gerekli, hayati öneme haiz ve iyileşmesine/sağkalımının daha iyi olacağına dair yeterli bilimsel verisi bulunan, uluslararası kılavuzlarca da önerilen tedavi olduğunun" tespit edildiği; sağlık kurulu raporu ile yapılan tespitin insan yaşamının kutsallığı ile temel insan haklarından olan yaşama ve sosyal güvenlik hakkının özüne dokunacak sınırlamalar getirilemeyeceği yönündeki ilkeler birlikte değerlendirilmesi sonucu, davaya konu ilacın davacı sigortalının hastalığının tedavisinde kullanılmasının tıbben gerekli ve yerinde olduğu, bu nedenle davacı sigortalının tedavisinde kullanılan "Olaparib" etken maddeli "Lynparza" isimli ilacın bedelinin Kurum tarafından karşılanması gerektiğinin; Kurum tarafından söz konusu ilacın bedelinin karşılanmasına yönelik başvurunun reddine dair karar verilmesinin kanuna ve hukuka uygun olmadığı kanaatine varılarak davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.


HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davanın KABULÜNE; davacının tedavisinde kullanılan "Olaparib" etken maddeli "Lynparza" adlı ilacın bedelinin Kurum tarafından karşılanmamasına yönelik Kurum işleminin İPTALİ ile; söz konusu ilacın bedelinin, davacının tedavisinin sonuna kadar davalı Kurum tarafından kesinti yapılmaksızın karşılanması gerektiğinin TESPİTİNE,

2-Davacı kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T gereğince belirlenen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı kurumdan tahsil edilerek davacıya verilmesine,

3-Davalı Kurum harçtan muaf olduğundan, harca hükmedilmesine yer olmadığına,

4-Davacı tarafından yapılan; 615,40 TL başvuru harcı, 615,40TL peşin/nisbi harcı, 15.317,90 TL tebligat, posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 16.548,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi ve Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207. maddesi gereğince, yargılama gideri için tahsil edilen paranın kullanılmayan kısmının hükmün kesinleşmesinden sonra yazı işleri müdürü tarafından ilgilisi hesap numarası bildirilmiş ise hesabına aktarılmasına, aksi halde masrafın kalan paradan karşılanmak suretiyle PTT vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilerek yatıran tarafa iadesinin sağlanmasına,


Karara karşı 6100 sayılı HMK'nın 345 vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki (2) hafta içinde Mahkememize yahut başka bir yer Mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerinin tamamını ödemek suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yoluna başvurulabileceğine dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar hazır bulunan taraflara ana hatları ile usulen anlatıldı. 07.04.2026


Katip Hakim

e-imzalıdır✍ e-imzalıdır✍

Yorumlar


Altayçeşme Mah.  Çamlı Sk. DAP Royal Center  D Blok K:13 D:50 Maltepe/İSTANBUL

TEL:   0(216) 629 80 93 (Büro)
          0(552) 730 84 96 (Mobil)

bottom of page